Arabuluculuk Son Tutanağı ile Dava Dilekçesindeki Tutar Farklıysa Ne Olur?

Arabuluculuk son tutanağında yazılı miktar ile dava dilekçesinde talep edilen miktarın farklı olması, tek başına davanın reddedilmesini gerektirmez. Esas olarak aynı taraflar arasındaki aynı alacak kaleminin ve aynı uyuşmazlık döneminin arabuluculuğa konu edilip edilmediği incelenir. Buna karşılık son tutanakta bulunmayan bağımsız bir alacak kalemi, farklı bir taraf veya sonradan doğan yeni dönem alacağı dava şartı bakımından sorun oluşturabilir

İşçilik alacaklarında arabuluculuk başvurusunda belirtilen tutar, çoğu zaman dava öncesindeki yaklaşık hesaba dayanır. Bordroların, banka kayıtlarının, işyeri belgelerinin ve tanık anlatımlarının incelenmesiyle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma veya yıllık izin ücreti farklı hesaplanabilir. Bu nedenle son tutanakta yer alan rakam ile dava dilekçesindeki rakamın birebir aynı olmaması olağan bir hesap farkından kaynaklanabilir.

Ancak burada “miktar farkı” ile “talep farkı” birbirinden ayrılmalıdır. Aynı kıdem tazminatı alacağının daha yüksek hesaplanması başka; arabuluculukta hiç görüşülmeyen fazla çalışma alacağının dava dilekçesine eklenmesi başkadır. Dava şartı incelemesinde yalnız rakamların karşılaştırılması yeterli değildir.

İş Uyuşmazlıklarında Hukuki Dayanak Nedir?

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesine göre kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Güncel düzenleme, bu alacak ve tazminatlarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını da kapsamaktadır.

Aynı maddede, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerektiği belirtilir. Belge eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre verir. Buna karşılık arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir.

Arabuluculukta miktar farkı ile yeni alacak talebi arasındaki ayrım

Bu makale, zorunlu arabuluculuğa tabi işçi veya işveren alacakları hakkındadır. İş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları, 7036 sayılı Kanun’un 3. maddesindeki istisna nedeniyle aynı kapsamda değerlendirilmez.

Önce Belgenin Türü Belirlenmelidir

“Son tutanak” ifadesi günlük kullanımda farklı belgeler için kullanılabilmektedir. Oysa anlaşmama son tutanağı, anlaşma belgesi ve kısmi anlaşma belgesi aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Anlaşmama son tutanağı

Tarafların uyuşmazlığı çözemediğini gösterir. Burada yazılı miktar, kural olarak dava dilekçesindeki talebin değişmez üst sınırı değildir. Bununla birlikte dava konusu yapılan alacak kaleminin arabuluculuk sürecinin kapsamında bulunması gerekir.

Anlaşma belgesi

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda üzerinde anlaşmaya varılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Dolayısıyla tutanakta belirli bir alacak ve miktar üzerinde anlaşılmışsa sorun yalnızca rakam farkı olarak değerlendirilemez; anlaşmanın konusu ve kapsamı öncelikle incelenmelidir.

Kısmi anlaşma

Taraflar bazı alacak kalemlerinde veya bir alacağın belirli bölümünde anlaşmış, kalan bölümde anlaşamamış olabilir. Dava açılabilecek alan, kısmi anlaşma metninde çözümsüz bırakılan bölümle sınırlıdır. Bu nedenle anlaşma ve anlaşmama bölümlerinin birlikte okunması gerekir.

Son Tutanaktaki Miktar ile Dava Dilekçesindeki Miktar Farklı Olabilir mi?

Evet. Aynı alacak kalemi ve aynı uyuşmazlık korunuyorsa dava dilekçesindeki miktar son tutanaktaki miktardan yüksek veya düşük olabilir. Önemli olan, rakam değişirken uyuşmazlığın kimliğinin değişmemesidir.

Dava miktarı daha yüksekse

Arabuluculuk sırasında kıdem tazminatı 100.000 TL olarak tahmin edilmiş; çalışma süresi, giydirilmiş ücret veya fesih tarihindeki haklar daha sonra ayrıntılı incelendiğinde alacak 140.000 TL olarak hesaplanmış olabilir. Kıdem tazminatı talebinin tarafları, dönemi ve dayandığı fesih olgusu aynıysa, aradaki fark tek başına yeni bir arabuluculuk başvurusunu zorunlu kılmaz.

Bununla birlikte dava açıldıktan sonra talebin hangi usulle artırılabileceği ayrı bir meseledir. Davanın kısmi dava veya belirsiz alacak davası olarak açılması, talep artırımının ya da ıslahın zamanı, harç, faiz ve zamanaşımı sonuçları somut dosyaya göre değerlendirilmelidir.

Dava miktarı daha düşükse

Anlaşmama tutanağında daha yüksek bir miktar yazılmış olması, davacıyı bu tutarın tamamını dava etmeye zorlamaz. Davacı aynı alacağın daha düşük bir bölümünü talep edebilir. Mahkeme de taleple bağlılık ilkesi gereği dava dilekçesindeki istem üzerinden inceleme yapar. Ancak daha önce yapılmış bir anlaşma veya açık bir feragat bulunup bulunmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.

Son tutanakta hiç miktar yazmıyorsa

Alacak kalemi açıkça gösterilmişse yalnızca tutarın yazılmamış olması ile alacak kaleminin hiç belirtilmemiş olması aynı değildir. Yargıtay uygulamasında özellikle hangi alacak ve tazminat kalemlerinin görüşüldüğünün belirlenmesine önem verilmektedir. Buna rağmen “işçilik alacakları” gibi soyut ifadelerle düzenlenen güncel tarihli tutanaklar, kapsam tartışmasına ve dava şartı itirazına yol açabilir.

Miktar Farkı ile Yeni Talep Nasıl Ayırt Edilir?

  • Aynı alacak, farklı hesap: Aynı döneme ve aynı hukuki olaya dayanan kıdem tazminatının ücret veya çalışma süresi farklı hesaplandığı için değişmesi miktar farkıdır.
  • Aynı alacağın artırılması: Arabuluculuğa konu edilen aynı alacağın bilirkişi raporu veya yeni belge üzerine artırılması, kural olarak yeni bir alacak kalemi değildir.
  • Yeni alacak kalemi: Son tutanakta kıdem tazminatı yer alırken dava dilekçesine ilk kez fazla çalışma, prim veya ücret farkı eklenmesi yalnızca miktar farkı sayılmaz.
  • Yeni dönem: Son tutanaktan sonra doğan aylık ücret veya başka bir dönemsel alacak, önceki arabuluculukta mevcut bir uyuşmazlık değilse ayrıca ele alınmalıdır.
  • Farklı taraf: Arabuluculukta bir şirketin, davada ise başka bir tüzel kişinin taraf gösterilmesi miktar sorunu değil, taraf yönünden dava şartı sorunudur.
  • Farklı maddi temel: Aynı isimle talep edilse bile farklı sözleşme, farklı çalışma dönemi veya ayrı bir fesih olayına dayanan alacak bağımsız uyuşmazlık niteliği taşıyabilir.

Son tutanakta hiç yer almayan bağımsız talepler bakımından iş arabuluculuğunda alacak kalemi unutulması başlıklı açıklama; tarafın yanlış gösterilmesi bakımından ise arabuluculukta yanlış işveren veya şirket gösterilmesi başlıklı içerik incelenebilir.

Uygulamada Karşılaşılan Örnekler

Örnek 1: Kıdem tazminatının daha yüksek hesaplanması

Arabuluculuk başvurusunda kıdem tazminatı yaklaşık 80.000 TL olarak gösterilmiş, dava öncesinde ücret ekleri ve gerçek çalışma süresi incelendiğinde 110.000 TL hesaplanmışsa uyuşmazlık aynı kaldığı sürece bu durum miktar farkı niteliğindedir. Son tutanaktaki yaklaşık rakam, tek başına dava talebinin tavanı sayılmaz.

Örnek 2: Fazla çalışma alacağının ilk kez davada istenmesi

Son tutanakta yalnız kıdem ve ihbar tazminatı yazılı olduğu hâlde dava dilekçesinde ayrıca fazla çalışma ücreti isteniyorsa sorun rakam farkı değildir. Fazla çalışma bağımsız bir alacak kalemi olduğundan, bu talep yönünden dava şartının yerine getirilip getirilmediği ayrıca incelenir.

Örnek 3: Son tutanaktan sonraki aylara ait ücret

İş sözleşmesi devam ederken düzenlenen son tutanaktan sonra yeni aylık ücret alacakları doğmuşsa bu dönemler, önceki başvuru tarihinde henüz mevcut olmayan ayrı uyuşmazlıklar olabilir. Başvurunun kapsamı ve alacağın muaccel olduğu tarih birlikte değerlendirilmelidir.

Örnek 4: Aynı ticaret unvanı sanılan farklı şirket

Başvuruda grup şirketlerinden biri, davada ise başka bir şirket taraf gösterilmişse miktarlar aynı olsa bile dava şartı tartışması çıkabilir. Tüzel kişiliklerin vergi numarası, ticaret unvanı ve arabuluculuk sürecine fiilî katılımı kontrol edilmelidir.

Yargıtay Miktar Farkına Nasıl Yaklaşıyor?

Aynı kıdem tazminatının ıslahla artırılması

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2 Kasım 2021 tarihli, E.2021/11105 ve K.2021/15254 sayılı kararında, kıdem tazminatı arabuluculuğa konu edilmişti. Daire, aynı kıdem tazminatının dava sırasında ıslahla istenen kalan bölümü için yeniden arabuluculuğa başvurulmasının gerekmediğini kabul etti. Kararda belirleyici olan, dava ve ıslah dilekçesindeki alacağın aynı olmasıydı. 

Son tutanakta bulunmayan ücret farkı alacağı

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 10 Temmuz 2023 tarihli, E.2023/9922 ve K.2023/11162 sayılı kararında ise son tutanakta sayılan alacaklar arasında bulunmayan ücret farkı alacağı dava konusu yapılmıştı. Daire, bu talebin arabuluculuk görüşmelerine konu edildiğinin kabul edilemeyeceğini ve ilgili alacak yönünden dava şartının yerine getirilmediğini belirtti. 

Bu iki karar birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay’ın yalnız rakamların eşitliğine bakmadığı görülür. Aynı alacağın hesaplanan veya artırılan bölümü ile arabuluculukta hiç yer almayan bağımsız alacak kalemi farklı sonuçlara bağlanmaktadır. Bununla birlikte her karar kendi olayının tarafları, başvuru formu, son tutanak ve dava talepleri üzerinden değerlendirilmelidir.

Dava Açılmadan Önce Hangi Belgeler Karşılaştırılmalıdır?

  1. Arabuluculuk başvuru formundaki taraflar ve uyuşmazlık açıklaması,
  2. Başvuruda tek tek belirtilen alacak ve tazminat kalemleri,
  3. Anlaşmama, anlaşma veya kısmi anlaşma son tutanağı,
  4. Dava dilekçesindeki her talebin dönemi ve hukuki dayanağı,
  5. Tutar farkının ücret, çalışma süresi, faiz veya yeni belge gibi bir hesap unsurundan doğup doğmadığı,
  6. Dava konusu tutarın sonradan doğan yeni bir dönemi içerip içermediği,
  7. Arabuluculuk ve dava taraflarının aynı gerçek veya tüzel kişiler olup olmadığı,
  8. Talep artırımının dava türü, harç ve zamanaşımı bakımından sonuçları.

Kıdem tazminatı talebinde rakam karşılaştırılmadan önce hakkın doğup doğmadığı da kontrol edilmelidir. Bu konuda kıdem tazminatı alma şartları başlıklı yazıdan yararlanılabilir. İşe iade taleplerinde ise para alacaklarından farklı süreler bulunduğundan işe iade arabuluculuk sonrası dava açma süresi ayrıca incelenmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Son tutanaktaki tutardan daha yüksek dava açılabilir mi?

Aynı alacak kalemi, aynı taraflar ve aynı uyuşmazlık dönemi söz konusuysa mümkün olabilir. Yüksek tutarın hangi hesap ve usul işlemiyle talep edildiği ayrıca incelenir.

Bilirkişi raporundan sonra talep artırılırsa yeniden arabuluculuk gerekir mi?

Artırılan bölüm arabuluculuğa konu edilmiş aynı alacağın kalan kısmıysa yeniden başvuru gerekmeyebilir. Yeni bir alacak kalemi veya yeni dönem ekleniyorsa sonuç değişebilir.

Son tutanakta unutulan alacak doğrudan davaya eklenebilir mi?

Bağımsız bir alacak kalemi başvuru formunda ve son tutanakta bulunmuyorsa dava şartı yokluğu riski vardır. Dava açılmadan önce yeni bir arabuluculuk başvurusu gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir.

Anlaşılmış tutar için daha sonra dava açılabilir mi?

Geçerli bir arabuluculuk anlaşmasıyla çözülen hususlar hakkında kural olarak dava açılamaz. Anlaşmanın geçerliliği veya kapsamı tartışılıyorsa somut anlaşma metni ayrıca incelenmelidir.

Son tutanak dava dilekçesine eklenmezse dava hemen reddedilir mi?

Arabuluculuk yapılmış ancak son tutanak eklenmemişse mahkeme belgenin sunulması için bir haftalık kesin süre verir. Arabuluculuğa hiç başvurulmamış olması ise farklıdır ve dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret sonucunu doğurur.

Sonuç

Arabuluculuk son tutanağı ile dava dilekçesindeki miktarların farklı olması otomatik bir ret nedeni değildir. İnceleme; rakamların birebir eşitliğinden çok taraf, alacak kalemi, dönem, maddi olay ve anlaşmanın kapsamı üzerinden yapılır. Aynı alacağın yeni hesap sonucu değişmesi ile arabuluculuğa hiç taşınmamış yeni bir talebin dava dilekçesine eklenmesi birbirine karıştırılmamalıdır.

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için bir avukata danışmanız gerekir.

Yazar: Av Batuhan Can ZANBAK   Yayınlanma Tarihi: 31.07.2026   Son Güncellenme Tarihi: 31.07.2026