Arabuluculuk Başvurusunda Yanlış Şirket veya İşveren Gösterilmesi
Arabuluculuk başvurusunda yanlış şirketin veya işverenin gösterilmesi her dosyada aynı sonucu doğurmaz. Aynı tüzel kişiye ait ticaret unvanının eksik yazılması ile tamamen başka bir şirketin taraf yapılması farklıdır. Hatanın niteliği, gerçek işverenin sürece katılıp katılmadığı, son tutanağın kapsamı, talep türü ve kanuni süreler birlikte incelenmelidir. Hata fark edildiğinde yalnızca şirket adını düzeltmekle yetinilmemeli; doğru tüzel kişi hakkında usulüne uygun arabuluculuk sürecinin bulunup bulunmadığı da kontrol edilmelidir.
Arabuluculuk Başvurusunda Yanlış İşveren Gösterilmesi Nedir?
İş uyuşmazlıklarında başvuru çoğu zaman iş sözleşmesinde, SGK kayıtlarında veya ücret bordrosunda görülen şirket esas alınarak yapılır. Buna rağmen marka adı ile ticaret unvanının karıştırılması, grup şirketlerinden birinin seçilmesi, işyeri devrinin gözden kaçırılması ya da asıl işveren-alt işveren ilişkisinin yanlış değerlendirilmesi mümkündür.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca, kanuna veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacakları, tazminatları ile işe iade taleplerinde arabulucuya başvuru dava şartıdır. Başvurucunun elinde bulunan karşı tarafa ait iletişim bilgilerini büroya vermesi gerekir. Büro ve görevlendirilen arabulucu da ihtiyaç hâlinde resmî kayıtlardan araştırma yapabilir. Ancak bu araştırma imkânı, başvuruda doğru hukuki kişinin belirlenmesinin önemini ortadan kaldırmaz.
Önce Hatanın Türü Belirlenmelidir
Ticaret unvanındaki yazım veya ek hatası
Başvuruda şirket unvanının bir kelimesinin eksik yazılması, eski unvanın kullanılması veya “Anonim Şirketi” yerine kısaltma yazılması her zaman başka bir taraf gösterildiği anlamına gelmez. Vergi numarası, MERSİS numarası, ticaret sicili, adres ve diğer ayırt edici bilgiler aynı tüzel kişiyi açıkça gösteriyorsa maddi hata değerlendirmesi gündeme gelebilir. Bununla birlikte, yalnızca ad benzerliğine dayanarak hatanın önemsiz olduğu varsayılmamalıdır.
Tamamen farklı bir şirketin gösterilmesi
Başvuruda yazılan şirket ile iş sözleşmesinin tarafı olan şirketin farklı vergi ve sicil numaralarına sahip olması, kural olarak basit bir unvan yanlışlığından daha ciddi bir sorundur. Aynı adreste faaliyet göstermek, aynı ortaklara sahip olmak veya aynı markayı kullanmak şirketleri tek bir tüzel kişilik hâline getirmez. Bu durumda gerçek işverenin arabuluculuk sürecine usulüne uygun biçimde dahil edilip edilmediği ayrıca araştırılmalıdır.
Marka, şube ve grup şirketi karışıklığı
İşyeri tabelasında görülen marka, işveren şirketin ticaret unvanından farklı olabilir. Şube de kural olarak merkezden ayrı bir tüzel kişi değildir. Buna karşılık aynı şirketler topluluğunda bulunan her şirket ayrı tüzel kişiliğe sahip olabilir. İşçinin aynı grubun yöneticilerinden talimat alması veya grup içindeki farklı işyerlerinde çalışması önemli olsa da tek başına hangi şirketin işveren olduğunu kesinleştirmez.
Gerçek İşveren Nasıl Belirlenir?
İşverenin belirlenmesinde yalnızca tek bir belgeye bakmak güvenli değildir. İş sözleşmesi ve SGK kayıtları başlangıç noktasıdır; ancak fiilî çalışma ilişkisi de değerlendirilir. SGK kayıtlarının çalışmayı hiç veya tam olarak yansıtmadığı durumlarda hizmet tespit davasının şartları ayrı bir hukuki sorun olarak ortaya çıkabilir.
Kontrol edilmesi gereken başlıca kayıtlar şunlardır:
- İşe giriş bildirgesi ve SGK hizmet dökümü,
- İş sözleşmesi, ücret bordroları ve banka ödeme açıklamaları,
- Fesih bildirimi, ihtarname ve personel dosyası,
- Şirketin vergi numarası, MERSİS numarası ve ticaret sicili kayıtları,
- İşyeri devri, hizmet alımı veya alt işverenlik sözleşmeleri,
- İzin, vardiya, görev ve performans talimatlarını gösteren yazışmalar.
Bu belgeler arasında çelişki varsa işçiyi kimin işe aldığı, ücreti kimin ödediği, işin kimin organizasyonu içinde yürütüldüğü ve fesih iradesinin kimden geldiği birlikte incelenmelidir. Ayrıca birden fazla şirketin sorumluluğunun ileri sürülebileceği hâllerde uyuşmazlığın yalnızca “tek gerçek işveren” seçimine indirgenmesi de hatalı olabilir.
Başvuru Formu, Davet ve Son Tutanak Birlikte İncelenmelidir
Taraf hatası değerlendirilirken yalnızca son tutanaktaki başlığa bakılması yeterli değildir. Başvuru formu, başvurucunun hangi şirkete hangi talebi yönelttiğini gösterir. Arabuluculuk bürosunun kaydı ve davet evrakı ise sürecin hangi tüzel kişiye bildirildiğini ortaya koyar. Son tutanak, faaliyetin kimler arasında ve hangi uyuşmazlık konuları bakımından sona erdiğinin başlıca belgesidir. Bu belgelerden birinde unvan farklılığı bulunması, diğer kayıtlardaki kimlik bilgileriyle birlikte ele alınmalıdır.
Örneğin başvuru formunda şirketin eski unvanı yazılıyken vergi numarası ve adres doğru olabilir; şirket de yetkili temsilcisi aracılığıyla görüşmelere katılmış olabilir. Buna karşılık tutanakta benzer adlı bir şirketin yazılması ve davetin de o şirkete gönderilmesi, gerçek işverenin süreçten haberdar olmadığını gösterebilir. Bu iki örneğe aynı sonuç bağlanması doğru değildir.
Toplantıya katılan kişinin kimliği de tek başına yeterli olmayabilir. Aynı kişi grup içindeki birden fazla şirkette yönetici veya vekil olabilir. Temsil belgesinin hangi tüzel kişi adına düzenlendiği, şirket kaşesi, vekâletname ve elektronik imza kayıtları incelenmelidir. Anlaşma yapılmışsa anlaşma belgesinin tarafı, kapsamı ve icra edilebilirliği de ayrıca değerlendirilir.
Yanlış Şirket Gösterilmesi Dava Şartını Etkiler mi?
Dava şartı arabuluculuk, uyuşmazlığın mahkemeye taşınmasından önce ilgili tarafların müzakere sürecine davet edilmesini amaçlar. Bu nedenle tamamen ilgisiz bir şirket hakkında yürütülen süreç ile gerçek işverenin katıldığı fakat unvanının eksik yazıldığı süreç aynı biçimde değerlendirilemez.
Mahkeme; başvuru formunu, görevlendirme kaydını, davet belgelerini, toplantıya katılanları ve son tutanağı birlikte inceleyebilir. Gerçek işverenin sürece katılmış olması önemli bir veridir; ancak her şekli eksikliği kendiliğinden gideren genel bir kural değildir. Tersine, gerçek işveren hiç davet edilmemişse yalnızca yanlış şirket hakkında düzenlenen son tutanağın doğru işverene karşı açılacak davanın şartını kesin olarak karşıladığı söylenemez.
Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açılması hâlinde dava usulden reddedilir. Son tutanağın dava dilekçesine eklenmemesi ise farklıdır: Kanun, belgenin sunulması için davacıya bir haftalık kesin süre verilmesini öngörür. Yanlış taraf meselesi bu iki durumdan da ayrıdır ve somut dosyadaki taraf örtüşmesine göre değerlendirilir.
Asıl İşveren-Alt İşveren Bakımından Güncel Hukuki Durum
Bu konuda 2025 yılında önemli bir değişiklik gerçekleşmiştir. 7036 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 15. fıkrası, işe iade talebinde asıl işveren ile alt işverenin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmasını ve anlaşma iradelerinin uyumlu olmasını arıyordu. Anayasa Mahkemesi, 3 Haziran 2025 tarihli E.2024/157, K.2025/121 sayılı kararıyla bu hükmü iptal etmiş; karar 17 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
AYM, işçinin kısa başvuru süresi içinde asıl işveren-alt işveren ilişkisini ve taraflarını isabetle belirleyememesine ağır sonuç bağlanmasını mahkemeye erişim hakkı bakımından ölçüsüz bulmuştur. Bu nedenle artık “işe iade arabuluculuğunda asıl ve alt işverenin birlikte katılması her durumda kanuni geçerlilik şartıdır” denilemez.
İptal kararı, taraf belirlemenin bütünüyle önemsizleştiği anlamına da gelmez. İşe iade davasında feshin hangi işveren tarafından gerçekleştirildiği, alt işverenlik ilişkisinin gerçek veya muvazaalı olup olmadığı ve hangi taraf hakkında hüküm kurulabileceği yine somut olayda incelenir. Arabuluculuk başvurusu hazırlanırken bilinen şirketlerin ve ilişkinin açıkça belirtilmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıkları azaltır.
Hata Hangi Aşamada Fark Edildi?
Başvurudan hemen sonra
Arabulucu henüz görevlendirilmemişse başvurunun yapıldığı büroya gecikmeden yazılı bilgi verilmesi, doğru unvan ve sicil bilgilerinin sunulması gerekir. Başvuru kaydında ne tür işlem yapılabileceği bürodan öğrenilmeli; yeni başvuru gerekip gerekmediği talep ve süreler dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Görüşmeler devam ederken
Yanlışlık süreç içinde anlaşılırsa arabulucuya yazılı bildirim yapılmalı, gerçek işverenin usulüne uygun daveti ve dosyaya dahil edilmesi konusu kayıt altına alınmalıdır. Arabuluculuk gizli ve esnek bir süreç olsa da arabulucunun tek taraflı olarak eski bir tüzel kişi yerine yeni bir tüzel kişiyi geçmişe etkili biçimde koyabileceği varsayılmamalıdır.
Son tutanak düzenlendikten sonra
Son tutanakta yanlış şirket bulunuyorsa belge üzerinde sonradan tek taraflı değişiklik yapılması güvenli bir çözüm değildir. Başvuru formu, davet kayıtları ve tutanak birlikte incelenerek gerçek işveren hakkında yeni bir arabuluculuk başvurusunun gerekip gerekmediği belirlenmelidir. Yeni başvurunun önceki başvurunun bütün süre etkilerini otomatik olarak devraldığı da kabul edilmemelidir.
Dava açıldıktan sonra
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesi, maddi hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği taleplerine; ayrıca kabul edilebilir yanılgı hâllerine belirli koşullarla imkân tanır. Fakat davada taraf değişikliği yapılabilmesi, doğru şirkete karşı dava şartı arabuluculuğun her durumda tamamlanmış sayılacağı anlamına gelmez. Mahkeme, taraf değişikliğinin koşulları ile arabuluculuk şartını ayrı ayrı değerlendirir.
İşe İade Talebi ile İşçilik Alacakları Aynı Değildir
Yanlış işveren sorununun etkisi talebin türüne göre değişebilir. İşe iade talebi doğrudan fesih işlemiyle ve kısa hak düşürücü sürelerle bağlantılıdır. Bu nedenle fesih bildirimini yapan, iş sözleşmesinin tarafı olan ve işe başlatma iradesini kullanabilecek tüzel kişinin doğru belirlenmesi özel önem taşır.
Kıdem, ihbar, ücret, fazla çalışma veya yıllık izin ücreti gibi işçilik alacaklarında ise birden fazla dönemin, işyeri devrinin ya da farklı şirketlerin sorumluluğu tartışılabilir. Başvuruda sadece bir şirketin gösterilmiş olması, diğer şirket hakkındaki sorumluluk iddiasının dava şartı bakımından ayrıca incelenmesine yol açabilir. Talep edilen alacak kalemlerinin ve çalışma dönemlerinin de açıkça belirtilmesi, taraf tartışmasının yanında uyuşmazlığın kapsamını belirlemeye yardımcı olur.
Bir şirketin gerçek işveren, başka bir şirketin ise kanundan veya sözleşmeden kaynaklanan farklı bir sorumluluğa sahip olduğu ileri sürülebilir. Böyle bir dosyada “doğru şirket hangisi?” sorusunun tek cevaplı olduğu varsayılmamalıdır. Başvuru, ileri sürülen hukuki ilişki ve sorumluluk sebebiyle uyumlu kurulmalıdır.
Süreler Neden Özellikle Önemlidir?
6325 sayılı Kanun uyarınca, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bununla birlikte yanlış şirkete yöneltilen bir başvurunun doğru işveren bakımından aynı sonucu doğuracağı peşinen kabul edilmemelidir.
İşe iade talebinde süre daha hassastır. İş Kanunu’nun 20. maddesine göre işçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmalı; anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açmalıdır. Ayrıntılı süre hesabı için işe iade arabuluculuk sonrası dava süresi başlıklı açıklama incelenebilir. İşçilik alacaklarında ise alacağın türü, fesih tarihi ve geçiş hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir; örneğin kıdem tazminatı alma şartları ayrı bir hukuki inceleme gerektirir.
Uygulanabilir Kontrol Listesi
- İşverenin tam ticaret unvanını, vergi ve MERSİS numarasını doğrulayın.
- SGK kaydı ile fiilî çalışma ilişkisinin aynı şirketi gösterip göstermediğini karşılaştırın.
- Başvuru formunda hangi şirketin, hangi taleplerle gösterildiğini kontrol edin.
- Davetin hangi tüzel kişiye ve hangi adrese gönderildiğini belirleyin.
- Toplantıya katılan kişinin hangi şirketi temsil ettiğini inceleyin.
- Son tutanaktaki tarafları ve uyuşmazlık konularını dava taslağıyla karşılaştırın.
- İşe iade veya diğer hak düşürücü süreleri ayrı ayrı hesaplayın.
- Gerekirse doğru işveren hakkında yeni başvuruyu süre dolmadan değerlendirin.
Sık Sorulan Sorular
Şirket unvanındaki küçük bir hata başvuruyu geçersiz kılar mı?
Her küçük yazım yanlışı geçersizlik doğurmaz. Aynı tüzel kişinin vergi numarası, sicili ve adresiyle belirlenebildiği hâller ile başka bir şirketin gösterildiği hâller ayrılmalıdır.
Grup şirketlerinden yanlış olana başvurulduysa ne olur?
Grup şirketleri kural olarak ayrı tüzel kişilerdir. Gerçek işverenin görüşmelere katılıp katılmadığı ve doğru şirket hakkında yeni başvuru gerekip gerekmediği incelenmelidir.
Arabulucu yanlış işvereni kendiliğinden değiştirebilir mi?
Arabulucu ve büro resmî kayıtlardan iletişim bilgisi araştırabilir; fakat bu yetki, farklı bir tüzel kişinin geçmişe etkili ve otomatik biçimde taraf yerine geçirilmesi anlamına gelmez.
Yeni başvuru yapılırsa sorun kesin olarak çözülür mü?
Hayır. Yeni başvurunun zamanında yapılması, doğru talepleri kapsaması ve dava sürelerinin korunması gerekir. İlk başvurunun süre üzerindeki etkisi doğru işveren bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Dava dilekçesinde taraf değişikliği yapılabilir mi?
HMK m.124 belirli koşullarda taraf değişikliğine izin verir. Ancak bu hüküm, dava şartı arabuluculuğa ilişkin eksiklikleri otomatik olarak gideren genel bir düzenleme değildir.
Sonuç
Arabuluculuk başvurusunda yanlış şirketin veya işverenin gösterilmesi, basit unvan hatasından farklı tüzel kişiye yöneltilmiş başvuruya kadar değişen sonuçlar doğurabilir. Sağlıklı değerlendirme için başvuru formu, davet kayıtları, katılım bilgileri, son tutanak, SGK ve şirket kayıtları birlikte incelenmelidir. Özellikle işe iade dosyalarında kısa süreler nedeniyle hata fark edildiği anda işlem yapılması önemlidir. Kişisel değerlendirme için bir avukattan hukuki destek alınması gerekir.
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için bir avukata danışmanız gerekir.
Yazar: Av Batuhan Can ZANBAK Yayınlanma Tarihi: 29.07.2026 Son Güncellenme Tarihi: 29.07.2026

