Arabuluculukta Kısmi Anlaşma Sonrası Kalan Alacaklar İçin Dava
Arabuluculukta kısmi anlaşma yapılması, uyuşmazlığın tamamını kendiliğinden sona erdirmez. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/5. maddesi uyarınca yalnız üzerinde anlaşılan hususlar yeniden dava konusu yapılamaz. Anlaşma dışında bırakıldığı veya üzerinde anlaşma sağlanamadığı açık olan alacaklar ise dava şartı, süre, görev ve ispat koşulları sağlanmışsa dava konusu yapılabilir. Sonuç; yalnız ödenen miktara değil, başvuru formu, son tutanak, anlaşma belgesi ve ödeme kayıtlarının birlikte yorumlanmasına bağlıdır.
Arabuluculukta Kısmi Anlaşma Nedir?
Kısmi anlaşma, tarafların uyuşmazlığın yalnız belirli bir bölümü üzerinde uzlaşmasıdır. Uzlaşılan bölüm bir alacak kalemi, belirli bir dönem, belirli bir miktar, faiz veya cezai şart gibi ferî bir talep ya da taraflardan yalnız biriyle ilgili uyuşmazlık olabilir. Kalan bölümde ise anlaşma sağlanmaz.
Örneğin taraflar kıdem tazminatında anlaşırken fazla çalışma ve yıllık izin ücretinde anlaşamayabilir. Ticari uyuşmazlıkta belirli faturaların ödenmesi kararlaştırılırken başka bir dönem veya sözleşmeden doğan alacaklar anlaşma dışında tutulabilir. Kira uyuşmazlığında kira borcu üzerinde uzlaşılırken hasar bedeli veya depozito tartışması devam edebilir.
Kısmi anlaşma; kısmi ödeme ve kısmi dava ile aynı şey değildir. Kısmi ödeme, mevcut borcun yalnız bir bölümünün ifasıdır. Kısmi dava ise bölünebilir bir talebin yalnız belirli tutarının mahkemeden istenmesidir. Bu kavramların birbirine karıştırılması, kalan alacağın saklı tutulduğu veya sona erdiği konusunda hatalı sonuçlara yol açabilir.
Kısmi Anlaşma Sonrasında Kalan Alacaklar İçin Temel Kural
6325 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre anlaşmanın kapsamını taraflar belirler. Aynı maddenin beşinci fıkrası, arabuluculuk sonunda üzerinde anlaşılan hususlar hakkında tarafların dava açamayacağını düzenler. Bu nedenle dava açma yasağı, anlaşmanın kapsamına giren hususlarla sınırlıdır.
Bununla birlikte “anlaşma dışında kalan her şey doğrudan dava edilebilir” biçiminde otomatik bir sonuç da kurulamaz. Kalan talep dava şartı arabuluculuğa tabi ise bu talebin arabuluculuğa taşınıp taşınmadığı; zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı; doğru taraf, görevli mahkeme ve dava türünün seçilip seçilmediği ayrıca incelenir.
Kapsam değerlendirmesinde yalnız belge başlığına bakılmaz. “Kısmi anlaşma”, “tam anlaşma” veya “anlaşamama” ibaresi önemli olmakla birlikte; tarafların sona erdirdiği uyuşmazlığın kalem, dönem, tutar ve hukuki ilişki bakımından nasıl tanımlandığı belirleyicidir. Geniş ve belirsiz bir “başkaca hak ve alacak kalmamıştır” cümlesi ile belirli bir kalemin belirli tutarda tasfiye edildiğini gösteren kayıt aynı sonucu doğurmaz.
Dava Açılmadan Önce Hangi Belgeler Karşılaştırılmalıdır?
Kalan alacağın dava edilip edilemeyeceği değerlendirilirken en az üç arabuluculuk belgesi ile ödeme kayıtları birlikte incelenmelidir:
- Başvuru formu: Sürece hangi tarafların, hangi hukuki ilişkinin ve hangi taleplerin taşındığını gösterir.
- Son tutanak: Arabuluculuk faaliyetinin anlaşma, anlaşamama veya kısmi anlaşma ile nasıl sona erdiğini gösterir. Dava şartının kapsamı bakımından temel belgedir.
- Anlaşma belgesi: Tarafların kabul ettiği edimleri, ödeme tarihlerini, kapsamı ve varsa sona erdirdikleri talepleri düzenleyen sözleşmedir.
- Ödeme ve ifa kayıtları: Banka dekontu, makbuz, teslim kaydı veya mahsup belgesi, anlaşmanın yerine getirilip getirilmediğini gösterebilir.
Belgeler arasında farklılık varsa, bir alacağın yalnız son tutanakta unutulması ile başvuru ve görüşme kapsamına hiç alınmaması aynı değildir. İşçilik alacakları bakımından ayrıntılı inceleme için iş arabuluculuğunda alacak kaleminin unutulması; ticari uyuşmazlıklar bakımından ticari arabuluculukta unutulan alacak kalemi başlıklı açıklamalar incelenebilir.
Kısmi Anlaşmadan Sonra Hangi Durumda Dava Açılabilir?
1. Alacak Kalemi Açıkça Anlaşma Kapsamındaysa
Alacak türü, dönem ve sona erdirilen uyuşmazlık anlaşma belgesinde açıkça gösterilmişse aynı husus için yeniden alacak davası açılamaz. Ödeme yapılmaması hâlinde sorun, çoğu kez asıl alacağın yeniden istenmesi değil, anlaşma belgesindeki edimin icra edilmesidir.
2. Alacak Kalemi Açıkça Anlaşılmayan Hususlar Arasındaysa
Talep başvuruya konu edilmiş ve son tutanakta üzerinde anlaşma sağlanamadığı açıkça belirtilmişse, dava şartı yönünden önemli bir dayanak bulunur. Ancak davadaki taraflar, talep dönemi, hukuki sebep ve istenen sonuç ile arabuluculuk belgeleri yine karşılaştırılmalıdır.
3. Aynı Alacağın Yalnız Belirli Tutarında Anlaşılmışsa
Tarafların belirli bir tutarın ödenmesini kararlaştırması, tek başına kalan bakiyenin saklı tutulduğu anlamına gelmez. Belgenin bu tutarı “tam ve nihai tasfiye” olarak mı, “kısmi ödeme” olarak mı, yoksa yalnız belirli dönem veya hesap kalemi için mi düzenlediği araştırılır. Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğuna dair kayıt önemli olabilir; fakat belgenin tamamındaki geniş sona erdirme hükümleriyle birlikte yorumlanmalıdır.
4. Alacak Belgelerde Hiç Yer Almıyorsa
Kalan alacak başvuru formunda, son tutanakta ve anlaşma belgesinde hiç yer almıyorsa, alacağın maddi hukuk bakımından mevcut olması ile dava şartının tamamlanmış olması birbirinden ayrılır. Talep dava şartı arabuluculuğa tabi ise doğrudan dava, usulden ret riski doğurabilir. Dava açılmadan önce eksik kalem için yeni başvuru yapılması, somut belgelere göre ihtiyatlı yol olabilir.
5. Alacak Son Tutanaktan Sonraki Dönemde Doğmuşsa
Son tutanaktan sonra doğan yeni kira dönemi, yeni fatura, yeni çalışma dönemi veya yeni bir sözleşme ihlali önceki anlaşmanın kapsamında olmayabilir. Bununla birlikte talebin gerçekten yeni bir alacak mı, yoksa önceki uyuşmazlığın devamı mı olduğu belirlenmelidir. Yeni alacak da dava şartı arabuluculuğa tabi ise yeni başvuru gerekebilir.
6. Faiz, Cezai Şart veya Diğer Ferî Talepler Belirsizse
Asıl alacak hakkında anlaşılmış olması, faiz, cezai şart, kur farkı veya yargılama gideri niteliğindeki bütün yan taleplerin her durumda aynı kapsamda sona erdiği anlamına gelmez. Tersi de geçerlidir: Anlaşma yalnız ana para tutarını yazıyor diye ferî taleplerin mutlaka saklı kaldığı söylenemez. Anlaşma tutarının hangi hesap unsurlarını içerdiği, ödeme tarihine kadar işlemiş faiz bakımından ne kararlaştırıldığı ve “tüm ferileriyle birlikte” gibi kayıtların bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Belirsizliğin dava aşamasına taşınmaması için asıl alacak ile her yan talebin kapsamı ayrı ve anlaşılır şekilde yazılmalıdır.
Kalan Alacak İçin Dava Şartı Arabuluculuk Nasıl Kontrol Edilir?
İşçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebinde arabulucuya başvuru dava şartıdır. Bu kural 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari, tüketici, kira ve kanunda sayılan başka uyuşmazlıklarda da özel dava şartı hükümleri bulunabilir.
Dava şartı incelemesinde şu sorular cevaplanmalıdır:
- Davadaki taraf ile arabuluculuk başvurusundaki taraf aynı gerçek veya tüzel kişi midir?
- Dava konusu alacak, başvuruda ve son tutanakta ayırt edilebilir biçimde yer almakta mıdır?
- Kalan talep, anlaşılan kalemden farklı bir hukuki ilişki veya döneme mi dayanmaktadır?
- Son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dava dilekçesine eklenecek midir?
6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesine göre son tutanak dilekçeye eklenmemişse mahkeme belgenin sunulması için bir haftalık kesin süre verir. Buna karşılık arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret gündeme gelir. Dava açıldıktan sonra yapılan yeni başvurunun, dava tarihinde bulunmayan şartı her durumda geriye etkili tamamlayacağı varsayılmamalıdır.

Ticari alacaklarda doğrudan alacak davası, ilamsız icra, itirazın iptali veya menfi tespit yolları aynı amaca ve koşullara sahip değildir. Yol seçimi için ticari alacakta arabuluculuk sonrası dava ve icra başlıklı değerlendirme ayrıca incelenebilir.
Kısmi Anlaşmadan Sonra Dava Açma Süresi
Kısmi anlaşmadan sonra bütün alacaklar için geçerli tek bir dava süresi yoktur. Önce alacağın tabi olduğu zamanaşımı veya hak düşürücü süre belirlenir. Dava şartı arabuluculukta, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
“Durma”, sürenin baştan başlaması anlamına gelmez. Arabuluculuk öncesinde işleyen süre kaybolmaz; son tutanaktan sonra kalan bölüm işlemeye devam eder. Bu nedenle başvuru ve son tutanak tarihleriyle birlikte alacağın muacceliyet tarihi, fesih tarihi, vade ve varsa önceki kesilme sebepleri dosya üzerinden hesaplanmalıdır.
Bazı taleplerde özel ve kısa süre vardır. İşe iade talebinde anlaşamama son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılması gerekir. Bu özel düzenleme, olağan işçilik veya ticari alacaklara uygulanacak genel bir iki haftalık süre değildir. Hesaplama için işe iade arabuluculuk sonrası dava açma süresi başlıklı açıklama incelenebilir.
Kısmi Anlaşmada Kararlaştırılan Bedel Ödenmezse Ne Olur?
Anlaşma belgesinde kararlaştırılan tutarın ödenmemesi, üzerinde anlaşılan asıl alacağın kendiliğinden yeniden doğduğu veya eski hâline döndüğü anlamına gelmez. Önce anlaşma belgesinin imza yapısı, edimin açık ve belirli olup olmadığı, vade, temerrüt ve icra edilebilirlik koşulları değerlendirilir.
Kanunlarda icra edilebilirlik şerhinin zorunlu tutulduğu hâller dışında; taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklarda ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi şerh aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılabilir. Diğer imza ihtimallerinde veya özel uyuşmazlıklarda icra edilebilirlik şerhi gerekebilir. Bu nedenle “ödenmedi, aynı alacağı yeniden dava ederim” yerine, anlaşma belgesine dayalı icra yolunun koşulları incelenmelidir.
Taraflar, anlaşma metninde belirli bir ödemenin yapılmaması hâlinde hangi sonuçların doğacağını hukuka uygun ve açık biçimde düzenleyebilir. Ancak belirsiz, çelişkili veya emredici kurallara aykırı hükümler sonraki uyuşmazlığı büyütebilir.
Kalan Alacak Davasında İspat ve Arabuluculuk Gizliliği
Kalan alacağın varlığı ve miktarı, uyuşmazlığın türüne uygun delillerle ispatlanmalıdır. Sözleşme, bordro, fatura, teslim belgesi, banka hareketi, ticari defter, ihtar, e-posta ve mesaj kayıtları dosyanın niteliğine göre önem taşıyabilir.
Bununla birlikte arabuluculukta yapılan sulh teklifleri, uyuşmazlığı sona erdirmek amacıyla ileri sürülen görüşler, tarafların müzakere sırasında yaptığı kabuller ve yalnız arabuluculuk için hazırlanan belgeler kural olarak sonraki davada delil olarak kullanılamaz. Mahkeme de bu içerikleri istememelidir. Arabuluculuk dışında zaten mevcut olan sözleşme, banka kaydı veya fatura ise yalnız görüşmede sunulduğu için delil niteliğini kaybetmez.
Bu ayrım, dava dilekçesi hazırlanırken önemlidir. Gizli müzakere içeriğinin aktarılması hem ispat bakımından sonuç doğurmayabilir hem de arabuluculuk gizliliğine aykırılık tartışması yaratabilir.
Arabuluculuk Anlaşma Belgesinin Geçersizliği İleri Sürülebilir mi?
Dava açma yasağı, hukuken geçerli bir anlaşma belgesine dayanır. İmza sahteliği, irade sakatlığı, temsil yetkisi sorunu, arabuluculuğa elverişsizlik, emredici kurala aykırılık veya arabuluculuk faaliyetinin usulüne uygun yürütülmediği iddiası varsa anlaşmanın geçerliliği ayrı bir hukuki tartışma oluşturabilir.
Ancak geçersizlik iddiası, anlaşılan alacağı herhangi bir açıklama yapılmadan doğrudan yeniden talep etme imkânı vermez. İddianın vakıaları, talep sonucu, görev, hukuki yarar ve ispat yükü açık kurulmalıdır. Ayrıca anlaşmanın tamamının mı, belirli hükmünün mü tartışıldığı ve kalan alacak talebiyle bağlantısı belirlenmelidir.
Yargıtay Anlaşma Belgesinin Geçerliliği Hakkında Ne Diyor?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17.11.2025 tarihli, E. 2025/6063, K. 2025/8740 sayılı kararında, Dairenin uygulamasına göre ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerli olup olmadığı hususunun alacak davasında ön sorun olarak incelenebileceği belirtilmiştir. Kararda esas incelemesi, uyuşmazlık miktarının temyiz kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle yapılmamış; temyiz dilekçesi miktardan reddedilmiştir. Kararda karşı oy bulunduğu da gözden kaçırılmamalıdır.
Kısmi anlaşma bakımından asıl sonuç ise doğrudan kanundan çıkar: Dava yasağı yalnız üzerinde anlaşılan hususlara ilişkindir. Bu nedenle mahkemenin önündeki ilk sorun, dava konusu alacağın gerçekten anlaşma kapsamına girip girmediğidir. Tek bir kararın, her anlaşma belgesine uygulanacak değişmez bir yorum kuralı oluşturduğu kabul edilmemelidir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
- Kısmi anlaşma ile kısmi ödemeyi aynı kabul etmek.
- Yalnız son tutanağın başlığına bakıp anlaşma belgesini incelememek.
- Belirli tutarda ödeme yapılmasını, bakiyenin otomatik olarak saklı tutulması şeklinde yorumlamak.
- Dava şartı arabuluculuğa tabi eksik bir talebi yeni başvuru yapmadan dava etmek.
- Zamanaşımının arabuluculukla sıfırdan başladığını varsaymak.
- Anlaşma bedeli ödenmeyince altta yatan alacağı doğrudan yeniden dava etmek.
- Arabuluculuk müzakeresindeki teklif ve kabulleri dava delili olarak aktarmak.
- İşe iade için geçerli iki haftalık süreyi bütün alacak davalarına uygulamak.
Dava Açmadan Önce Kontrol Listesi
- Başvuru formu, son tutanak ve anlaşma belgesindeki tarafları karşılaştırın.
- Anlaşılan ve anlaşılmayan kalemleri tür, dönem ve tutar bakımından ayırın.
- “Tam ve nihai tasfiye”, “fazlaya ilişkin haklar saklıdır” ve benzeri kayıtları belgenin bütünü içinde yorumlayın.
- Kalan talebin dava şartı arabuluculuk kapsamında olup olmadığını belirleyin.
- Başvuru ve son tutanak tarihleri üzerinden kalan süreyi hesaplayın.
- Anlaşma bedeli ödenmemişse dava yerine icra seçeneğini ayrıca inceleyin.
- Gizlilik kapsamında olan beyanları dava dilekçesinden ayırın.
- Görevli mahkeme, yetki, dava türü ve talep sonucunu somut hukuki ilişkiye göre belirleyin.
Sık Sorulan Sorular
Kısmi anlaşmadan sonra kalan alacak her durumda dava edilebilir mi?
Hayır. Alacağın anlaşma kapsamı dışında kalması, gerekiyorsa dava şartı arabuluculuğun bu talep için tamamlanması ve ilgili sürenin korunması gerekir.
Aynı alacağın bir kısmı ödendiyse kalan tutar istenebilir mi?
Ödemenin kısmi ifa mı yoksa tam ve nihai tasfiye bedeli mi olduğu anlaşma metni ve ödeme açıklamasıyla belirlenir. Yalnız tutarın düşük veya yüksek olması sonucu tek başına belirlemez.
Son tutanakta yer almayan alacak için yeniden arabuluculuğa başvurmak gerekir mi?
Talep dava şartı arabuluculuğa tabi ve önceki sürecin kapsamına girmemişse yeni başvuru gerekebilir. Başvuru formunda bulunup yalnız son tutanakta atlanan kalemler bakımından sonuç, belgelerin tamamına göre değerlendirilir.
Anlaşma bedeli ödenmezse eski alacak yeniden canlanır mı?
Kural olarak kendiliğinden canlanmaz. Anlaşma belgesinin icrası ve varsa ödememeye bağlanan sözleşmesel sonuçlar incelenir.
Arabuluculuk anlaşması geçersizse doğrudan alacak davası açılabilir mi?
Geçersizlik iddiasının dava içinde nasıl ileri sürüleceği; talep sonucu, görev, hukuki yarar ve uyuşmazlığın türüne göre kurulmalıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin güncel uygulamasında geçerliliğin alacak davasında ön sorun olarak incelenebileceği yönünde kararlar vardır; ancak somut dosyada ayrı talep veya dava gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
Kısmi anlaşma sonrasında dava açmak için genel bir iki haftalık süre var mı?
Hayır. İki haftalık özel süre işe iade gibi belirli talepler için söz konusudur. Diğer alacaklarda talebe özgü zamanaşımı veya hak düşürücü süre hesaplanır.
Sonuç
Kısmi anlaşma, uyuşmazlığın yalnız üzerinde uzlaşılan bölümünü dava dışı bırakır. Kalan alacağın dava edilip edilemeyeceği; anlaşma belgesinin kapsamına, son tutanakta talebin nasıl gösterildiğine, dava şartının tamamlanmasına, sürenin korunmasına ve doğru hukuki yolun seçilmesine bağlıdır. Başvuru formu, son tutanak, anlaşma belgesi ve ödeme kayıtları birlikte incelenmeden kesin sonuca varılmamalıdır.
Kişisel değerlendirme için bir avukattan hukuki destek alınması gerekir.
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için bir avukata danışmanız gerekir.
Yazar: Av Batuhan Can ZANBAK Yayınlanma Tarihi: 31.07.2026 Son Güncellenme Tarihi: 31.07.2026

