Denetimli Serbestlik İhlali ve Karara İtiraz Süreci

  • İmza, seminer, bireysel görüşme veya denetim planındaki başka bir yükümlülüğün yerine getirilmemesi ihlal olarak değerlendirilebilir.
  • Her ihlal otomatik olarak ceza infaz kurumuna gönderilme sonucunu doğurmaz. Kararın türü, mazeret, kasıt, tebligat ve önceki uyarılar birlikte incelenir.
  • Denetimli serbestlik müdürlüğünün veya İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun işlemine karşı infaz hâkimliğine yapılan başvurunun teknik adı çoğunlukla “şikâyet”tir.
  • Şikâyet süresi, işlemin öğrenilmesinden itibaren 15 gün ve her hâlde işlemin yapılmasından itibaren 30 gündür. İnfaz hâkiminin kararına karşı ise tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir.

Denetimli serbestlik ihlali nedir?

Denetimli serbestlik ihlali; yükümlünün kendisi hakkında belirlenen kurala, denetim planına, programa veya görevli personelin bu kapsamdaki çağrı ve uyarılarına uymamasıdır. Ancak ihlalin hukuki sonucu her dosyada aynı değildir. Mazeret, kasıt, tebligatın usulü ve uygulanan denetimli serbestlik kararının türü sonucu değiştirebilir.

Denetimli serbestlik yalnızca belirli günlerde imza verilmesinden oluşmaz. Sistem; toplum içinde denetim ve takip yanında eğitim, iyileştirme ve yeniden sosyalleştirme çalışmalarını da kapsar. Bireysel görüşme, grup çalışması, seminer, kamuya yararlı bir işte çalışma, belirli yere gitmeme veya bir bölgede denetim altında bulunma gibi farklı yükümlülükler belirlenebilir.

Denetimli serbestlik ihlali ve infaz hâkimliğine başvuru sürecini temsil eden belge ve takvim.

Bu nedenle “imzayı kaçırdım” ya da “seminere gidemedim” biçimindeki bir olay değerlendirilirken önce kararın ve denetim planının içeriği incelenmelidir. Aynı davranış, adli kontrol dosyasında başka; 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi kapsamında cezası toplum içinde infaz edilen hükümlü bakımından başka sonuç doğurabilir. Denetimli serbestlik müdürlükleri farklı kanunlara dayanan çok sayıda karar türünü yerine getirmektedir.

Hangi davranışlar ihlal sayılabilir?

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği, uyulması gereken kurallara, hazırlanan programa ve personelin bu kapsamdaki çağrılarına aykırılığı ihlal olarak kabul eder. Uygulamada aşağıdaki davranışlar ihlal incelemesine konu olabilir:

  • Belirlenen tarihte imza vermemek,
  • Seminer, eğitim veya grup çalışmasına katılmamak,
  • Bireysel görüşmeye gitmemek,
  • Kamuya yararlı iş yükümlülüğünü aksatmak,
  • İzin almadan yetki sınırları dışına çıkmak,
  • Adres değişikliğini bildirmemek,
  • Elektronik izleme cihazını kurallara aykırı kullanmak,
  • Denetim planında yazılı başka bir kurala uymamak.

Yönetmelik; kararın infazı için belirlenen kurallara, personelin uyarı ve önerilerine uyma, adres değişikliğini bildirme ve elektronik cihazları usulüne uygun kullanma yükümlülüklerini ayrıca düzenlemektedir.

Bu liste, her davranışın mutlaka aynı sonuçla karşılanacağı anlamına gelmez. Örneğin usulüne uygun bir çağrı bulunmaması, haklı ve belgelendirilebilir mazeret veya yükümlülüğün kişinin elinde olmayan bir nedenle yerine getirilememesi değerlendirmeyi etkileyebilir.

İİDK nedir ve ihlal sürecindeki görevi nedir?

İİDK, “İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonu” ifadesinin kısaltmasıdır. Komisyon, denetimli serbestlik müdürlüğünde oluşturulur. Denetim planını ve belirlenen yükümlülükleri inceler; uyarı taleplerini, yükümlünün müdürlük işlemlerine yönelik itirazlarını ve yükümlülüğün değiştirilmesi ya da ara verilmesi yönündeki talepleri değerlendirir.

Komisyon ayrıca ihlal nedeniyle dosyanın gerektiğinde kapatılarak ilgili yargı merciine gönderilmesi konusunda karar verebilir. Bununla birlikte komisyonun kararı ile infaz hâkiminin kararı aynı şey değildir.

Özellikle 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi kapsamındaki süreçte komisyon, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesi konusunda infaz hâkiminden karar verilmesini talep eder. Nihai yargısal değerlendirme infaz hâkimi tarafından yapılır.

Tebligat neden belirleyicidir?

İhlal değerlendirmesinde, yükümlülüğün ve ihlalin olası sonuçlarının kişiye usulüne uygun biçimde bildirilip bildirilmediği kontrol edilmelidir. Yönetmelik, uyarının yazıyla tebliğ edilmesini; gerektiğinde yükümlülükler ve ihlalin sonuçları hakkında sözlü açıklama yapılmasını öngörür. Yazılı uyarı mevcutsa kişinin ayrıca yapılan davete gelmemesi, tek başına uyarının geçersiz olduğu anlamına gelmez.

Tebligat incelemesi yalnız zarf üzerindeki tarihle sınırlı değildir. Tebliğin hangi adrese gönderildiği, adres değişikliğinin kuruma bildirilip bildirilmediği, elektronik tebligat kaydı ve teslim belgesi değerlendirilir.

Yönetmeliğe göre yükümlü, yerleşim yeri adresindeki değişikliği müdürlüğe bildirmek zorundadır. Yeni adres bildirilmez ve adres kayıt sisteminden de tespit edilemezse eski adrese yapılan tebligat geçerli kabul edilebilir.

Buna karşılık dosyada tebliğ belgesi bulunmaması, yanlış kişiye teslim, eksik karar örneği veya kanun yolu bilgisinin gösterilmemesi gibi iddialar somut belgeler üzerinden ileri sürülmelidir. Tebligattaki her eksiklik işlemi kendiliğinden geçersiz kılmaz. Eksikliğin savunma ve başvuru hakkını nasıl etkilediği açıklanmalıdır.

Tek bir ihlal cezaevine dönüşe neden olur mu?

Tek bir ihlalin her durumda doğrudan ceza infaz kurumuna gönderilme sonucunu doğurduğu söylenemez.

Yönetmelikte yetişkin yükümlüler bakımından genel kural, yükümlülüğün bir yıl içinde mazeretsiz ve kasıtlı olarak üç defa ihlal edilmesinin “uymamada ısrar” sayılmasıdır. İkinci uyarıdan sonra bir yıl içinde üçüncü ihlal tespit edilirse dosyanın kapatılmasına ilişkin süreç başlatılabilir.

Ancak bu genel kuralın istisnaları vardır. Adli kontrol tedbirinin gereklerini mazeretsiz ve kasıtlı biçimde ihlal eden şüpheli veya sanık için Yönetmelikteki genel uyarı sistemi uygulanmaz. Varsa mazeret komisyon tarafından değerlendirilir ve durum ilgili yargı merciine bildirilir. Çocuklar yönünden de ihlal ve uyarı sayısı farklı düzenlenmiştir.

Dolayısıyla bir ihlal belgesi görüldüğünde yalnız ihlal sayısına bakmak yeterli değildir. Kararın adli kontrol, tedavi ve denetimli serbestlik, seçenek yaptırım, koşullu salıverme sonrası denetim veya 105/A kapsamında cezanın infazı olup olmadığı belirlenmelidir.

Mazeret ihlal değerlendirmesini nasıl etkiler?

Mazeret, ihlalin kasıtlı ve mazeretsiz olup olmadığı değerlendirilirken önem taşır. Hastalık, kaza, ulaşımın fiilen kesilmesi, gözaltı veya kişinin iradesi dışında gelişen başka bir durum ileri sürülebilir. Fakat yalnızca “mazeretim vardı” demek yeterli bir açıklama sağlamayabilir.

Belgenin ihlal tarihiyle bağlantısı açık olmalıdır. Sağlık belgesi sunuluyorsa belgenin tarihinin yanında, yükümlülüğün yerine getirilmesini neden engellediği de anlaşılmalıdır. Ulaşım iptali ileri sürülüyorsa bilet, iptal kaydı veya güzergâh bilgisi önem kazanabilir.

Kuruma daha önce telefonla, dilekçeyle veya başka bir yolla bilgi verilmişse bu bildirime ilişkin kayıt da dosyaya eklenebilir. Olayın mümkün olduğunca tarih sırasına göre açıklanması, mazeretin ihlalle bağlantısının anlaşılmasını kolaylaştırır.

Mazeretin kabul edilip edilmeyeceği konusunda sonuç garantisi verilemez. İhlalin zamanı, yükümlülüğün niteliği, kişinin başka bir şekilde kuruma ulaşma imkânı ve bildirimin ne zaman yapıldığı birlikte değerlendirilir. Yönetmelik de “uymamada ısrar” değerlendirmesinde ihlalin mazeretsiz ve kasıtlı olmasını aramaktadır.

İhlal kararına karşı itiraz mı, şikâyet mi yapılır?

Günlük kullanımda bütün başvurular için “itiraz” denilse de mevzuattaki kavramlar ayrıdır. Denetimli serbestlik müdürlüğünün denetim planı, raporu, uyarısı veya başka bir işlemi için müdürlüğe itiraz edilebilir. Bu itiraz, İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonu tarafından incelenir.

Müdürlük veya komisyon işleminin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa infaz hâkimliğine “şikâyet” yoluyla başvurulur. İnfaz hâkimi şikâyeti reddedebilir; yerinde görürse işlemin iptaline, durdurulmasına veya ertelenmesine karar verebilir. İnfaz hâkiminin verdiği karara karşı başvurunun adı ise “itiraz”dır.

Dilekçenin başlığında yanlış terimin kullanılması yerine talebin doğru ve açık kurulması önemlidir. Hangi işlemin kaldırılmasının istendiği, işlemin hangi tarihte öğrenildiği ve neden hukuka aykırı olduğu anlaşılır biçimde gösterilmelidir.

İnfaz hâkimliğine şikâyet süresi ne kadardır?

Yükümlü, işlem veya eylemi öğrendiği tarihten itibaren 15 gün içinde infaz hâkimliğine şikâyette bulunabilir. Bunun yanında işlem veya eylemin yapıldığı tarihten itibaren her hâlde 30 günlük bir üst süre vardır. Bu iki süre birlikte değerlendirilir.

Sürenin hesabında yalnız kararın üzerindeki tarihe bakılması doğru olmayabilir. Tebliğ tarihi, elektronik bildirim, müdürlükte imza karşılığı teslim ve fiilî öğrenmeyi gösteren diğer kayıtlar önem taşır.

Bu nedenle dilekçede öğrenme tarihi açıkça yazılmalı; tebligat belgesi veya karar teslim tutanağı eklenmelidir. Sürenin geçirilmesi, başvurunun esasına girilmeden reddedilmesi riskini doğurabilir. Kararın öğrenilmesinden sonra gecikmeden dosya ve süre incelemesi yapılması gerekir.

Başvuru nereye ve nasıl yapılır?

Şikâyet, dilekçeyle doğrudan görevli infaz hâkimliğine sunulabilir. Ayrıca Cumhuriyet başsavcılığı veya denetimli serbestlik müdürlüğü aracılığıyla da başvuru yapılabilir. Mevzuat, sözlü şikâyetin tutanağa bağlanmasına da imkân tanımaktadır. Doğrudan infaz hâkimliğine yapılmayan başvuruların hâkimliğe gönderilmesi gerekir.

Dilekçede şu bilgiler bulunmalıdır:

  • Şikâyet edilen işlem veya İİDK kararının tarihi,
  • İşlemin ne zaman ve nasıl öğrenildiği,
  • Denetimli serbestlik kararının türü,
  • İhlal olarak değerlendirilen olayın kısa kronolojisi,
  • Mazeret ve bunu destekleyen belgeler,
  • Tebligat veya denetim planına ilişkin usul itirazları,
  • Talep edilen işlemin açık ifadesi,
  • Ekler listesi.

Dilekçe yalnız kişisel veya ailevi sonuçları anlatmamalıdır. Hukuka aykırılık iddiası; karar, tebligat, denetim planı, uyarılar ve mazeret belgeleri üzerinden somutlaştırılmalıdır.

Örneğin ihlalin gerçekleşmediği ileri sürülüyorsa katılım veya imza kaydı gösterilebilir. İhlal kabul edilmekle birlikte mazeret ileri sürülüyorsa mazeretin tarihi ve yükümlülüğün yerine getirilememesi arasındaki bağlantı açıklanmalıdır.

Şikâyet başvurusu işlemi kendiliğinden durdurur mu?

İnfaz hâkimliğine şikâyet edilmesi, denetimli serbestlik müdürlüğünün işlemini kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle dilekçenin verilmesiyle yükümlülüklerin sona erdiği veya açık ceza infaz kurumuna gönderilme sürecinin otomatik olarak durduğu varsayılmamalıdır.

Bununla birlikte infaz hâkimi, giderilmesi güç veya imkânsız sonuçların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi hâlinde işlemin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir. Durdurma talebi varsa, şartların neden oluştuğu somut olay ve belgelerle açıklanmalıdır.

105/A kapsamındaki süreçte Yönetmelik, infaz hâkiminden açık ceza infaz kurumuna gönderilme kararı gelinceye kadar denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edileceğini belirtir. Bu aşamada mevcut yükümlülüklerin ihmal edilmesi yeni ihlal kayıtlarına neden olabilir.

İnfaz hâkiminin kararına nasıl itiraz edilir?

İnfaz hâkiminin kararına karşı şikâyetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz yoluna başvurabilir. İtiraz, infaz hâkimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesi tarafından incelenir.

İtiraz dilekçesinde yalnız ilk başvurunun tekrarlanması yerine, infaz hâkimi kararındaki hukuki veya maddi değerlendirmenin neden hatalı olduğu açıklanmalıdır. Değerlendirilmeyen mazeret belgesi, yanlış kabul edilen tebliğ tarihi, ihlal sayısındaki hata veya karar türüne uygun olmayan bir usul açıkça gösterilebilir.

Eski internet içeriklerinde bir haftalık itiraz süresine rastlanabilir. Güncel iki haftalık süre, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar yönünden uygulanmaktadır. Bu tarihten önce verilen kararlar bakımından önceki düzenleme geçerliliğini koruyabilir. Somut karardaki kanun yolu bildirimi ve karar tarihi ayrıca kontrol edilmelidir.

Açık ceza infaz kurumuna iade nasıl gündeme gelir?

5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen hükümlü; belirlenen yükümlülüklere, iyileştirme programına, personelin uyarılarına veya denetim planındaki kurallara uymamakta ısrar ederse açık ceza infaz kurumuna gönderilme süreci gündeme gelebilir.

Bu durumda İİDK’nın kararı üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezanın infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilme konusunda infaz hâkiminden karar istenir. Komisyonun işlemi ile infaz hâkiminin gönderme kararı birbirinden ayrılmalıdır.

Her denetimli serbestlik dosyası 105/A kapsamında değildir. Adli kontrol, tedavi tedbiri, seçenek yaptırım veya koşullu salıverme sonrası yükümlülüklerde farklı kanun hükümleri ve farklı sonuçlar uygulanabilir. Bu nedenle “denetimli serbestlik ihlali kesin olarak cezaevine dönüş demektir” şeklinde genel bir sonuç kurulamaz.

Uygulamada yapılan başlıca hatalar

En sık karşılaşılan sorunlardan biri, karar türü incelenmeden genel bir dilekçe hazırlanmasıdır. Bir başka hata, şikâyet ile itiraz kavramlarının karıştırılması ve hangi işlemin kaldırılmasının istendiğinin belirtilmemesidir.

Mazeret belgesinin dilekçeye eklenmemesi, öğrenme tarihinin açıklanmaması, denetim planının incelenmemesi ve başvurunun işlemi otomatik durdurduğunun sanılması da risk yaratır.

Ayrıca yükümlü, başvuru yaptığı için mevcut programa artık uyması gerekmediğini düşünmemelidir. Erteleme veya durdurma yönünde ayrıca bir karar bulunmadığı sürece yükümlülüklere devam edilmesi gerekir.

Dosyada özellikle İİDK kararı, uyarı yazıları, tebligat evrakı, denetim planı, imza veya katılım kayıtları ve mazeret belgeleri birlikte incelenmelidir. Bir belgedeki tarih veya kayıt hatası, ihlal ve süre değerlendirmesini etkileyebilir.

Sık sorulan sorular

Bir kez imza atılmaması ihlal midir?

Belirlenen tarihte imza verilmemesi ihlal olarak kayda alınabilir. Ancak sonucu; mazeret, kasıt, kararın türü ve önceki uyarılar belirler. Tek ihlalin her durumda açık ceza infaz kurumuna gönderilme sonucunu doğurduğu söylenemez.

Hastane raporu ihlal kararını kaldırır mı?

Hastane raporu önemli bir mazeret belgesi olabilir, fakat otomatik kaldırma sağlamaz. Raporun ihlal tarihiyle bağlantısı ve yükümlülüğü yerine getirmeye engel olan durumu gösterip göstermediği incelenir.

İİDK kararına karşı kaç gün içinde başvurulur?

İnfaz hâkimliğine şikâyet süresi öğrenmeden itibaren 15 gün, işlem tarihinden itibaren her hâlde 30 gündür. İnfaz hâkiminin kararına karşı itiraz süresi ise tebliğden itibaren iki haftadır.

Şikâyet yapılınca imza yükümlülüğü durur mu?

Hayır. Şikâyet başvurusu işlemi kendiliğinden durdurmaz. İnfaz hâkimi şartları oluşursa erteleme veya durdurma kararı verebilir; böyle bir karar bulunmadıkça mevcut yükümlülüklere uyulmalıdır.

Seminer veya görüşmeye katılmamak ihlal sayılır mı?

Denetim planında yer alan seminer, eğitim, grup çalışması veya bireysel görüşmeye mazeretsiz biçimde katılmamak ihlal sayılabilir. Olayın sonucu, karar türüne ve dosyanın önceki sürecine göre değişir.

Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için bir avukata danışmanız gerekir.

Yazar: Av Batuhan Can ZANBAK   Yayınlanma Tarihi: 14.07.2026   Son Güncellenme Tarihi: 14.07.2026