Arabuluculuk Anlaşma Belgesine Rağmen Ödeme Yapılmazsa Ne Olur?
- Ödeme yapılmadığında önce vade, kalan borç, imzalar ve anlaşma hükmünün içeriği kontrol edilir.
- Belgenin ilam niteliğinde olması veya gerekli icra edilebilirlik şerhini taşıması, tek başına her durumda ilamlı icra yapılabileceği anlamına gelmez.
- Ödeme borcunun açık, belirli ve cebri icraya elverişli bir eda hükmü şeklinde yazılmış olması gerekir.
- Üzerinde anlaşılmış hususlar hakkında yeniden dava açılması kural olarak mümkün olmadığından, başvurulacak yol belge ve dosya özelinde belirlenmelidir.
Arabuluculuk Anlaşma Belgesindeki Ödeme Yapılmazsa İlk Olarak Ne Kontrol Edilir?
Arabuluculuk anlaşma belgesindeki ödeme vadesinde yapılmazsa izlenecek yol, yalnızca belgenin imzalanmış olmasına bağlı değildir. Kimlerin imza attığı, icra edilebilirlik şerhi gerekip gerekmediği, ödeme borcunun açık ve belirli olup olmadığı ve belgenin cebri icraya elverişli bir eda hükmü içerip içermediği birlikte incelenmelidir.
İlk kontrol, anlaşma metnindeki vade hükmüyle başlamalıdır. Tek seferlik ödeme ile taksitli ödeme aynı biçimde değerlendirilmez. Vade tarihi, ödeme yöntemi, banka hesabı, kısmi ödeme kayıtları ve varsa muacceliyet şartı birlikte okunmalıdır. Ödeme tarihinin geçtiği varsayımı, belgedeki açık düzenlemeyle karşılaştırılmadan takip işlemi başlatılmamalıdır.
Anlaşma belgesi ile son tutanak aynı belge değildir
Anlaşamama son tutanağı, tarafların uzlaşamadığını gösterir. Anlaşma belgesi ise tarafların kabul ettiği edimleri ve yükümlülükleri içerir. Bu ayrım, ödeme yapılmadığında seçilecek hukuk yolunu doğrudan etkiler. Konunun kapsam bakımından karşılaştırılması gerekiyorsa ticari arabuluculukta anlaşma belgesinin kapsamı başlıklı içerikteki belge ayrımı da incelenebilir.
Arabuluculuk Anlaşma Belgesi Doğrudan İlamlı İcraya Konabilir mi?
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18. maddesi, tarafların anlaşma belgesi düzenleyebilmesini ve bu belgenin hangi hâllerde ilam niteliğinde sayılacağını düzenler. Ancak “ilam niteliğinde belge” ile “ilamlı icraya elverişli belge” aynı kavram değildir.

Kanunun aradığı imzaları taşıyan bazı anlaşma belgeleri, icra edilebilirlik şerhi alınmadan ilam niteliğinde sayılabilir. Bazı belgelerde ise ilgili mahkemeden şerh alınması gerekir. Buna rağmen takip öncesinde belgenin yalnız biçimi değil, içerdiği ödeme emri de incelenmelidir. Tutarı, borçlusu, alacaklısı, vadesi veya ifa biçimi belirsiz bir hüküm uygulamada uyuşmazlık çıkarabilir.
İmzalar neden önemlidir?
Taraf, vekil ve arabulucu imzalarının bulunup bulunmadığı ayrı ayrı kontrol edilmelidir. Ayrıca ticari uyuşmazlıklar için getirilen imza düzeni ile diğer uyuşmazlıklar aynı değildir. Bu nedenle yalnızca “tutanak imzalandı” denilerek şerhsiz ilamlı icra sonucuna varılması güvenli olmaz.
İcra Edilebilirlik Şerhi Ne Zaman Gerekir?
İcra edilebilirlik şerhi gerekip gerekmediği; uyuşmazlığın türüne, anlaşma belgesindeki imzalara ve özel kanun hükümlerine göre belirlenir. Taşınmaz devri veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasıyla ilgili anlaşmalar ile kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı kapsamındaki bazı anlaşma belgelerinde özel şerh hükümleri bulunmaktadır.
Arabuluculuğa dava açılmadan önce başvurulmuşsa şerh talebi, kanunda gösterilen sulh hukuk mahkemesine yöneltilir. Devam eden dava sırasında arabuluculuk yapılmışsa talep davanın görüldüğü mahkemeye sunulur. Mahkemenin incelemesi esas olarak anlaşmanın arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı üzerinde yoğunlaşır.
Şerh başvurusu, belgedeki eksik veya belirsiz ödeme hükmünü otomatik olarak tamamlayan bir işlem değildir. Mahkemenin şerh vermesi de ödeme hükmünün her koşulda ilamlı icraya konu edilebileceğini garanti etmez.
İlam Niteliğinde Belge ile İcraya Elverişli Belge Arasındaki Fark Nedir?
Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi Başkanlığının 13 Eylül 2024 tarihli görüş yazısı, arabuluculuk anlaşma belgesinin ilam niteliğinde sayılması ile ilamlı icraya konu edilebilmesini ayrı aşamalar olarak ele alır. Yazıya göre ilamlı icra için belgenin “verme”, “yapma” veya “yapmama” biçiminde açık bir eda hükmü içermesi gerekir.
Örneğin “gerekli şartlar oluşursa ödeme yapılacaktır” gibi koşula bağlı bir ifade, hangi şartın gerçekleştiği konusunda yeni bir uyuşmazlık doğurabilir. Benzer şekilde yalnızca borç ilişkisinin varlığını tespit eden, ancak kimin neyi, ne zaman ve hangi kapsamda yerine getireceğini göstermeyen bir hüküm cebri icraya elverişli olmayabilir.
Adalet Bakanlığının görüş yazısında aktarılan Yargıtay yaklaşımı da icra edilebilirlik şerhinin tek başına yeterli olmadığını; şarta bağlı ve eda hükmü içermeyen anlaşma belgesine dayalı ilamlı takibin iptal edilebileceğini göstermektedir. Bu nedenle metin, takip talebinden önce hüküm hüküm incelenmelidir.
Anlaşma Belgesinde Birden Fazla Yükümlülük Varsa Ne Olur?
Tek bir arabuluculuk anlaşma belgesinde para ödemesi, mal teslimi, belgenin iadesi veya belirli bir davranıştan kaçınma gibi birden fazla yükümlülük bulunabilir. Her hükmün vadesi ve cebri icraya elverişliliği ayrı değerlendirilmelidir. Bir hükmün açık bir eda emri içermesi, belgedeki bütün hükümlerin aynı şekilde takip edilebileceği anlamına gelmez.
Takip talebinde hangi hükmün yerine getirilmediği açıkça gösterilmelidir. Henüz vadesi gelmemiş, koşulu gerçekleşmemiş veya yalnızca tarafların gelecekteki davranışına ilişkin genel niyet açıklaması niteliğindeki hükümler, muaccel ve belirli bir ödeme borcuyla aynı kapsamda ele alınmamalıdır.
Borçlu Ödeme Yaptığını veya Şartın Gerçekleşmediğini İleri Sürerse Ne Olur?
Borçlu, ödeme yaptığını, borcun henüz vadesinin gelmediğini veya anlaşmadaki koşulun gerçekleşmediğini ileri sürebilir. Bu durumda anlaşma metni ile banka hareketleri, makbuzlar, yazışmalar ve teslim kayıtları karşılaştırılır. Takip yoluna göre başvurulabilecek hukuki imkânlar değişebileceğinden, savunmanın yalnız adı değil dayandığı belge ve vakıa önem taşır.
Belge ilamlı icraya elverişli değilse takip işlemi şikâyet yoluyla tartışma konusu olabilir. Buna karşılık borcun ödendiği veya sona erdiği iddiası farklı bir inceleme gerektirebilir. Bu nedenle takip öncesinde dosyanın yalnız alacaklı yönünden değil, muhtemel borçlu iddiaları bakımından da kontrol edilmesi gerekir.
Ödeme Yapılmadığında İzlenecek Yol Nasıl Belirlenir?
- Belgenin imzalı örneği ve ekleri incelenir. Taraflar, vekiller, arabulucu, ödeme planı ve ek protokoller karşılaştırılır.
- Vadesi gelmiş bakiye hesaplanır. Banka dekontları, makbuzlar ve kısmi ödemeler düşülür. Ödenmiş kısmın yeniden takibe konulması önlenir.
- Şerh ihtiyacı belirlenir. Uyuşmazlık türü ve imza düzeni, HUAK m.18 ve varsa özel hükümlerle karşılaştırılır.
- Eda hükmü kontrol edilir. Ödeme borcunun tutarı, borçlusu, alacaklısı, vadesi ve ifa şekli açık olmalıdır.
- Önceki icra dosyaları araştırılır. Aynı alacak için açık veya kapalı görünen bir takip varsa mükerrer takip riski değerlendirilir.
- Uygun takip yolu seçilir. Belgenin ilam niteliği ve icra elverişliliği doğrulandıktan sonra ilamlı icra seçeneği ele alınır.
Arabuluculuk anlaşmasından önce bir icra dosyası açılmışsa yeni takip başlatmak her zaman doğru değildir. İlk dosyanın hangi nedenle durduğu veya kapandığı, anlaşmanın eski borcu sona erdirip erdirmediği ve tarafların takip hakkında ne kararlaştırdığı incelenmelidir. Bu ayrım için taksit protokolü ihlali ve yeniden takip yazısındaki kontrol başlıkları da yararlı olabilir.
Taksitli Ödeme, Faiz ve İhtar Nasıl Değerlendirilir?
Bir taksitin ödenmemesi bütün borcu muaccel hâle getirir mi?
Bir taksitin gecikmesi, kalan taksitlerin tamamının kendiliğinden istenebileceği anlamına gelmez. Anlaşmada geçerli bir muacceliyet kaydı bulunup bulunmadığı ve bu kaydın hangi ihlal hâlinde uygulanacağı kontrol edilmelidir. Açık bir düzenleme yoksa yalnız vadesi gelen bölümün takibe konu edilmesi gündeme gelebilir.
Faiz hangi tarihten istenebilir?
Faiz bakımından anlaşma metni, vade, temerrüt koşulları ve talep edilen faiz türü birlikte değerlendirilir. Belgede yazmayan bir oran veya başlangıç tarihi otomatik olarak kabul edilmemelidir. Güncel kanuni faiz oranı değişebildiği için takip tarihindeki resmî düzenleme ayrıca kontrol edilmelidir.
Takipten önce ihtar zorunlu mudur?
Her dosya için geçerli tek bir cevap yoktur. Vadenin belirli olup olmaması, anlaşmadaki temerrüt hükmü ve faiz talebi ihtar ihtiyacını etkileyebilir. Bu nedenle ihtarın zorunlu olduğu veya hiçbir zaman gerekmediği biçiminde genel bir sonuç kurulamaz.
Anlaşma Belgesindeki Alacak İçin Yeniden Dava Açılabilir mi?
HUAK m.18’e göre arabuluculuk sonunda üzerinde anlaşmaya varılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Bu nedenle ödeme yapılmadığında ilk seçenek çoğu durumda aynı alacak için yeniden bir alacak davası açmak değildir. Önce anlaşma belgesinin geçerliliği, kapsamı ve icra kabiliyeti incelenir.
Bununla birlikte anlaşma dışında kalan ayrı talepler, anlaşmanın geçerliliğine yönelik iddialar, irade sakatlığı tartışmaları veya sonradan doğan yeni vakıalar farklı değerlendirme gerektirebilir. “Anlaşma belgesi varsa hiçbir dava açılamaz” şeklindeki mutlak ifade de doğru değildir.
Arabuluculuk anlaşmayla değil anlaşamamayla sona ermişse yol seçimi tamamen değişir. Ticari alacaklarda bu ayrım için arabuluculuk sonrası dava ve icra yolu ayrıca incelenebilir. İşçilik alacaklarında kapsam sorunu bulunuyorsa iş arabuluculuğunda alacak kalemlerinin kontrolü önem taşır.
Dosyada Hangi Belgeler İncelenmelidir?
- Arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalı örneği
- Arabuluculuk son tutanağı ve başvuru kayıtları
- Taraf ve vekil imzaları ile vekâletname kapsamı
- İcra edilebilirlik şerhi kararı ve varsa ilgili tebligat kayıtları
- Ödeme planı, ek protokoller ve muacceliyet hükümleri
- Banka dekontları, makbuzlar ve kısmi ödeme kayıtları
- İhtar, e-posta veya ödeme talebi kayıtları
- Aynı borca ilişkin önceki dava ve icra dosyaları
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
- Anlaşma belgesi ile anlaşamama son tutanağını aynı belge sanmak
- İmza düzenini incelemeden doğrudan ilamlı takip başlatmak
- İcra edilebilirlik şerhinin her içerik eksikliğini giderdiğini düşünmek
- Kısmi ödemeyi düşmeden toplam tutarı takip konusu yapmak
- Bir taksit gecikince bütün borcun otomatik olarak muaccel olduğunu varsaymak
- Faiz türü ve başlangıç tarihini incelemeden ferî alacak talep etmek
- Önceki icra dosyasını kontrol etmeden ikinci takip başlatmak
- Üzerinde anlaşılmış husus için doğrudan yeniden dava açılacağını kabul etmek
Sık Sorulan Sorular
Arabuluculuk anlaşmasındaki ödeme yapılmazsa doğrudan icraya başvurulabilir mi?
Her durumda değil. Belgenin ilam niteliği, imzaları, şerh ihtiyacı ve ödeme hükmünün cebri icraya elverişliliği birlikte incelenmelidir.
İcra edilebilirlik şerhi almak zorunlu mudur?
Uyuşmazlığın türüne ve imzalara göre değişir. Kanunun şerhi zorunlu tuttuğu hâller ile şerh aranmaksızın ilam niteliği tanıdığı hâller birbirinden ayrılmalıdır.
Şerh alınmış belge kesin olarak icra edilir mi?
Hayır. Belge açık bir eda hükmü içermeli ve cebri icraya elverişli olmalıdır. Şarta bağlı veya belirsiz bir hüküm takipte iptal riskine yol açabilir.
Kısmi ödeme yapılmışsa hangi tutar takip edilir?
Belgelenen kısmi ödemeler toplam borçtan düşülür. Kalan ana para ile talep edilebilecek ferî alacaklar ayrı hesaplanmalıdır.
Bir taksit ödenmezse kalan borcun tamamı istenebilir mi?
Bu sonuç otomatik değildir. Muacceliyet kaydı, ödeme planı ve ihlalin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.
Ödeme yapılmadan önce ihtar göndermek gerekir mi?
Vade ve temerrüt düzenlemesine göre değişir. Faiz başlangıcı da etkilenebileceğinden anlaşma metni görülmeden kesin cevap verilemez.
Anlaşma belgesindeki alacak için yeniden dava açılabilir mi?
Üzerinde anlaşılan hususlar hakkında yeniden dava açılması kural olarak mümkün değildir. Anlaşma dışında kalan talepler veya belgenin geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıklar ayrıca incelenir.
Eski icra dosyası varken yeni takip açılabilir mi?
İlk dosyanın durumu ve anlaşmanın önceki borca etkisi incelenmeden yeni takip başlatılması mükerrer takip tartışması doğurabilir.
Değerlendirme
Arabuluculuk anlaşma belgesinde kararlaştırılan ödemenin yapılmaması, belgenin otomatik olarak ilamlı icraya konulabileceği anlamına gelmez. İmzalar, şerh gerekliliği, vade, kalan bakiye ve eda hükmünün açıklığı birlikte incelenmelidir. Risk çoğu zaman belgenin varlığında değil, hükmün cebri icraya elverişli olup olmadığında ortaya çıkar.
Kişisel değerlendirme için bir avukattan hukuki destek alınması gerekir.
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için bir avukata danışmanız gerekir.
Yazar: Av Batuhan Can ZANBAK Yayınlanma Tarihi: 03.08.2026 Son Güncellenme Tarihi: 03.08.2026

