Alacak Devredildiği Hâlde Eski Alacaklı Takibe Devam Edebilir mi?

  • Alacağın tamamı geçerli biçimde devredilmişse, eski alacaklı devredilen alacak bakımından kural olarak alacaklı sıfatını kaybeder.
  • Devir, daha önce yapılmış bütün icra işlemlerini kendiliğinden geçersiz hâle getirmez. Devirden sonraki taleplerin kim tarafından yapıldığı ayrıca incelenir.
  • Borçluya bildirim, kural olarak devrin geçerlilik şartı değildir. Ancak borçlunun kime ödeme yaparak borcundan kurtulacağı bakımından önemlidir.
  • Sonuç; devir sözleşmesinin kapsamına, takip türüne, bildirimin ve ödemenin tarihine, ayrıca icra dosyasındaki işlemlere göre değişebilir.

Alacak devredildikten sonra eski alacaklı takibe devam edebilir mi?

Alacağın tamamı geçerli biçimde devredilmişse eski alacaklı, devredilen kısım yönünden kendi adına alacaklı sıfatıyla takibe devam edemez. Bununla birlikte, alacağın devri mevcut icra dosyasını her durumda kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Devirden önceki işlemler, devir belgesinin kapsamı ve takip türü birlikte değerlendirilmelidir.

Uygulamadaki temel ayrım şudur: İcra dosyasının devam etmesi ile eski alacaklının dosya üzerinde tasarrufta bulunmaya devam etmesi aynı şey değildir. Geçerli bir devirden sonra alacak hakkı devralana geçebilir; fakat dosyada alacaklı değişikliğinin gösterilmesi ve sonraki işlemlerin doğru kişi tarafından talep edilmesi gerekir.

Bu nedenle “devir yapılınca takip otomatik olarak düşer” veya “eski alacaklının yaptığı her işlem yok hükmündedir” şeklinde kesin cümleler kurulamaz. Hangi işlemin, hangi tarihte ve hangi sıfatla yapıldığı belirleyicidir.

Alacağın devri neyi değiştirir?

Türk Borçlar Kanunu’nun 183. maddesine göre kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını almadan alacağını üçüncü kişiye devredebilir. İradi alacağın devrinin geçerli olması ise TBK m.184 uyarınca yazılı şekle bağlıdır. Noterde düzenleme her olayda geçerlilik şartı değildir; ancak yazılı devir belgesinin alacağı belirlemesi gerekir.

Geçerli devirle birlikte alacaklı taraf değişir. Devreden, başka bir ifadeyle eski alacaklı, devredilen alacak üzerindeki tasarruf yetkisini kaybeder. Devralan ise sözleşmenin kapsadığı alacak ve bağlı haklar bakımından yeni hak sahibi olur.

Alacağın devrinden sonra bildirim ve icra dosyası kontrol aşamalarını gösteren akış.

TBK m.189, devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik ve bağlı hakların devralana geçeceğini belirtir. Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır. Bu nedenle icra dosyasındaki asıl alacak, faiz, teminat ve diğer ferilerin devir kapsamına girip girmediği, yalnız sözleşmede yazan bedel üzerinden değil sözleşmenin bütünü üzerinden incelenmelidir.

Burada “devir bedeli” ile “devredilen alacak miktarı” karıştırılmamalıdır. Örneğin yüz bin liralık bir alacağın daha düşük bir bedelle devredilmiş olması, tek başına yalnız devir bedeli kadar kısmi temlik yapıldığı anlamına gelmez. Sözleşmenin hangi alacağı devrettiği açıkça belirlenmelidir.

Devrin geçerli olup olmadığı ayrıca kontrol edilmelidir

Eski alacaklının sıfatını kaybettiği sonucuna varmadan önce, ortada geçerli ve kapsamı belirli bir devir bulunup bulunmadığı incelenir. TBK m.183; kanundan, sözleşmeden veya işin niteliğinden kaynaklanan devir engellerini saklı tutar. Bu nedenle her alacak serbestçe devredilebilir kabul edilemez.

Sözleşmesel devir yasağı varsa, yasağın metni ve üçüncü kişinin bu yasaktan haberdar olup olmadığı önem taşıyabilir. Bazı alacaklarda ise kişiye sıkı biçimde bağlı olma veya özel kanun hükümleri nedeniyle devir mümkün olmayabilir. Ayrıca devredildiği ileri sürülen alacağın mevcut ya da en azından belirlenebilir olması gerekir.

Yazılı belgede borçlu, alacağın kaynağı, varsa icra dosyası ve devir kapsamı anlaşılabiliyor olmalıdır. Belirsiz bir “tüm haklar devredilmiştir” ifadesi, başka sözleşmeler ve ek listelerle birlikte yorumlanmak zorunda kalabilir. İmza, temsil yetkisi veya şirket adına işlem yapan kişinin yetkisi tartışmalıysa, icra müdürlüğünün dar inceleme yetkisi bu maddi hukuk sorununu bütünüyle çözmeye yetmeyebilir.

Dolayısıyla eski alacaklının takip sıfatının sona erdiği söylenirken yalnız “temlikname” başlıklı bir belgenin bulunması yeterli görülmemelidir. Belgenin geçerliliği, tarafları ve devredilen alacakla bağlantısı denetlenmelidir.

Borçluya bildirim yapılmaması devri geçersiz kılar mı?

Borçluya bildirim, kural olarak alacağın devrinin geçerlilik şartı değildir. Devir, yazılı sözleşmenin kurulmasıyla devreden ile devralan arasında sonuç doğurabilir. Buna karşılık bildirim, borçlunun kime ödeme yapacağını bilmesi açısından önem taşır.

TBK m.186’ya göre borçlu, devir kendisine bildirilmemişse önceki alacaklıya iyiniyetle ödeme yaparak borcundan kurtulabilir. Alacak birden fazla kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetle yapılan ödeme de aynı çerçevede değerlendirilebilir.

Bu korumanın uygulanması için borçlunun ödeme sırasında devri bilip bilmediği araştırılır. Borçlu, alacağın devredildiğini öğrenmiş olmasına rağmen eski alacaklıya ödeme yaparsa aynı korumadan yararlanamayabilir. Bu nedenle bildirim tarihi, tebligat belgesi, e-posta veya yazışmalar ile ödeme tarihi birlikte incelenmelidir.

Alacağın kime ait olduğu gerçekten çekişmeliyse TBK m.187 de önem kazanabilir. Madde, borçluya belirli koşullarda ifadan kaçınma ve edimi hâkimin belirlediği yere tevdi etme imkânı tanır. Ancak devam eden icra takibinde bu yolun nasıl kullanılacağı somut dosyaya göre değerlendirilmelidir; doğrudan ve denetimsiz ödeme yapılması yeni bir uyuşmazlık doğurabilir.

Takip başlamadan önce yapılan devir

Alacak icra takibinden önce tamamen devredilmişse takip talebinde hak sahibi kişinin gösterilmesi gerekir. Eski alacaklının devirden sonra kendi adına takip başlatması, takip alacaklısı sıfatı yönünden itiraza veya şikâyete konu olabilir.

Bununla birlikte takip türü ayrıca önemlidir. Özellikle bir mahkeme ilamından doğan alacağın adi yazılı temlik sözleşmesiyle devralınmasından sonra ilamlı icra takibi yapılması, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26 Haziran 2024 tarihli, 2024/132 E. ve 2024/6581 K. sayılı kararında ayrıca değerlendirilmiştir. Kararda, ilamda taraf olarak görünmeyen devralanın o ilama dayanarak ilamlı takip yapamayacağı ve somut takibin iptal edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu karar, “devralan her durumda aynı takip yolunu kullanabilir” şeklinde genelleme yapılmaması gerektiğini gösterir.

Dolayısıyla takibin dayanağı kambiyo senedi, sözleşme, mahkeme ilamı veya başka bir belge olabilir. Devirden sonra izlenecek yol, yalnız TBK hükümlerine değil takip hukukunun ilgili kurallarına göre de belirlenir.

Takip başladıktan sonra alacak devredilirse ne olur?

Takip başladıktan sonra yapılan devir, takip dosyasındaki alacağın başka bir kişiye geçmesine yol açabilir. Bu durumda devir belgesinin icra dosyasına sunulması, kapsamının incelenmesi ve taraf kaydının buna göre güncellenmesi gerekir.

Devirden önce tamamlanan takip işlemleri sırf sonradan devir gerçekleştiği için ortadan kalkmaz. Ödeme emrinin tebliği, kesinleşme, haciz veya satış gibi işlemler kendi tarihleri ve o tarihteki hukukî durum esas alınarak değerlendirilir. Buna karşılık devirden sonra haciz talep etmek, satış istemek, tahsil edilen parayı almak veya dosyadan feragat etmek gibi işlemlerde hak sahibinin kim olduğu önem taşır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12 Ekim 2017 tarihli, 2016/19768 E. ve 2017/12449 K. sayılı kararında takip dosyasındaki alacağın tamamının devredildiği kabul edilmiştir. Daire, dosyaya düşen satış parasının eski alacaklı banka ile devralan arasında paylaştırılmasını hukuka uygun bulmamış ve icra müdürlüğü işleminin iptali gerektiğine karar vermiştir. Karar, tam devirde dosya alacağına ilişkin ekonomik hakkın eski alacaklıda bırakılmaması gerektiğini göstermektedir.

Ancak bu sonuç, her temlik belgesinin tam devir sayılacağı anlamına gelmez. Sözleşmede devredilen miktar, feriler, takip ve dava hakları ile varsa teminatlar açıkça incelenmelidir.

Kısmi devirde eski alacaklı işlem yapabilir mi?

Alacağın yalnız bir bölümü devredilmişse eski alacaklı, devredilmeyen kısım bakımından hak sahibi olmaya devam edebilir. Bu nedenle “temlik yapıldıktan sonra eski alacaklı hiçbir işlem yapamaz” cümlesi kısmi devirlerde doğru değildir.

Kısmi devirde dosyadaki payların belirlenmesi önem taşır. Asıl alacak, işlemiş faiz, takip giderleri ve teminatların hangi oranda kime ait olduğu açık değilse tahsilat ve sıra cetveli aşamasında uyuşmazlık çıkabilir. Ayrıca bölünmesi mümkün olmayan bir alacakta kısmi devir iddiası farklı değerlendirmeler gerektirebilir.

Devir sözleşmesinde yalnız bir satış veya devir bedeli yazılması da tek başına kısmi devri kanıtlamaz. Sözleşmenin “takip dosyasındaki bütün alacaklar”, “belirli miktar” veya “belirli alacak kalemi” şeklindeki ifadeleri birlikte yorumlanmalıdır.

Eski alacaklı devirden sonra haciz veya satış isterse

Alacağın tamamı devredilmiş ve bu durum icra dosyasına usulüne uygun biçimde sunulmuşsa eski alacaklının yeni haciz, satış veya ödeme talebinde bulunması alacaklı sıfatı yönünden sorun oluşturur. İcra müdürlüğünün devir belgesini dikkate alarak talebi değerlendirmesi gerekir.

Buna rağmen eski alacaklı adına işlem yapılmışsa başvurulacak yol, işlemin niteliğine göre değişebilir. İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesi, icra ve iflas dairelerinin kanuna aykırı işlemlerine karşı şikâyeti düzenler. Genel şikâyet süresi, işlemin öğrenilmesinden itibaren yedi gündür. Ancak bir hakkın yerine getirilmemesi veya işlemin sebepsiz sürüncemede bırakılması hâllerinde şikâyet süreye tabi değildir.

Bununla birlikte her temlik uyuşmazlığı şikâyet yoluyla çözülemez. Şikâyet, esas olarak icra müdürlüğünün takip hukukuna ilişkin işlemini denetler. Devir sözleşmesinin geçerliliği, tarafların gerçek hak sahipliği veya üçüncü kişiler arasındaki maddi hukuk uyuşmazlığı ayrı bir dava gerektirebilir.

Bu nedenle yalnız “temlik var” denilerek tek bir başvuru yolu önerilmemelidir. İcra müdürlüğünün hangi kararı verdiği, kararın ne zaman öğrenildiği ve uyuşmazlığın takip hukukuna mı yoksa maddi hukuka mı ilişkin olduğu belirlenmelidir.

Uygulamada karşılaşılan örnek

Bir banka veya şirket, kesinleşmiş bir icra dosyasındaki bütün alacağını bir varlık yönetim şirketine ya da başka bir kişiye yazılı sözleşmeyle devretmiş olabilir. Buna rağmen dosyada eski alacaklı görünmeye devam eder ve eski alacaklı satış talep eder. Bu durumda yalnız UYAP ekranındaki taraf kaydı esas alınmamalıdır. Devir sözleşmesinin tarihi, dosyaya sunulup sunulmadığı ve satış talebinin hangi tarihte yapıldığı araştırılır.

Tam devir sabitse, eski alacaklının kendisi için tahsilat istemesi kural olarak hak sahipliğiyle bağdaşmaz. Ancak devir dosyaya henüz sunulmamışsa icra müdürlüğünün işlem anındaki bilgisi ve işlemden etkilenen üçüncü kişilerin durumu ayrıca önem kazanabilir. Yapılan işlem, sırf devir sözleşmesi daha eski tarihli diye her olayda doğrudan yok sayılamaz.

Başka bir ihtimalde alacağın yalnız belirli kısmı devredilmiş olabilir. Bu kez eski alacaklı kalan tutar için dosyada yer almaya devam edebilir. Sorun, tahsil edilen paranın hangi oranda kime ödeneceği ve ferilerin nasıl paylaşılacağı noktasında ortaya çıkar. Bu örnek, devir sözleşmesindeki kapsam cümlesinin neden belirleyici olduğunu gösterir.

Borçlu hangi kontrolleri yapmalıdır?

Borçlu, aynı borç için iki farklı kişiden talep geldiğinde önce dosyadaki belgeleri ve tarihleri karşılaştırmalıdır. Özellikle şu hususlar önemlidir:

  1. Devir sözleşmesinin yazılı olup olmadığı,
  2. Sözleşmenin hangi alacağı ve hangi miktarı kapsadığı,
  3. Devrin tam mı kısmi mi olduğu,
  4. Borçluya bildirim tarihi,
  5. İcra dosyasına sunulma tarihi,
  6. Eski alacaklının yaptığı son işlem,
  7. Yeni alacaklının dosyaya kaydedilip kaydedilmediği,
  8. Daha önce yapılan ödemelerin tarihi ve kime yapıldığı,
  9. Takibin türü ve dayanak belgesi,
  10. Birden fazla devir varsa devir zinciri.

Borçlu, devri öğrendiği sırada eski alacaklıya karşı sahip olduğu savunmaları kural olarak devralana karşı da ileri sürebilir. TBK m.188’de düzenlenen bu koruma; ödeme, takas, zamanaşımı veya alacağın doğmadığı yönündeki savunmaların somut koşullarda yeni alacaklıya karşı kullanılabilmesi açısından önem taşır.

Ödeme emri yeni tebliğ edilmişse takip türüne göre itiraz veya şikâyet süreleri ayrıca kontrol edilmelidir. Takip kesinleşmişse daha sonraki icra müdürlüğü işlemlerine karşı başvuru yolları farklılaşabilir. Süre hesabında tebliğ ve öğrenme tarihleri dosya üzerinden doğrulanmalıdır.

Yeni alacaklının yapması gerekenler

Devralan kişinin yalnızca “alacağı satın aldığını” belirtmesi yeterli değildir. Yazılı devir belgesi, alacağın kapsamı ve taraf bilgileriyle birlikte icra dosyasına sunulmalıdır. Varsa devir zinciri, teminat belgeleri ve borçluya yapılan bildirim de dosyaya eklenmelidir.

Yeni alacaklı, takip türünün kendisine aynı şekilde devam etme imkânı verip vermediğini ayrıca değerlendirmelidir. Özellikle ilamlı takiplerde, ilamda taraf olarak görünmeyen devralanın durumu hakkında güncel içtihat dikkate alınmalıdır.

Eski alacaklının devirden sonra tahsilat yapıp yapmadığı da araştırılmalıdır. Çünkü borçlunun bildirimden önce iyiniyetle yaptığı ödeme ile bildirimden sonra yaptığı ödeme aynı sonucu doğurmayabilir. Çifte tahsil ihtimalini önlemek için dosya hesabı ve ödeme kayıtları karşılaştırılmalıdır.

Sıkça sorulan sorular

Devir icra dosyasına bildirilmezse eski alacaklı işlem yapabilir mi?

Devir belgesi dosyaya sunulmadan önce icra müdürlüğü devirden haberdar olmayabilir. Ancak bu durum, devreden ile devralan arasındaki geçerli devri kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yapılan işlemin sonucu; müdürlüğün bilgisi, işlem tarihi ve hak sahipliği uyuşmazlığına göre değerlendirilir.

Borçlu eski alacaklıya ödeme yaparsa borç sona erer mi?

Borçluya devir bildirilmemiş ve borçlu önceki alacaklıya iyiniyetle ödeme yapmışsa TBK m.186 kapsamında borç sona erebilir. Borçlunun devirden haberdar olduğu ispatlanırsa sonuç değişebilir.

Alacağı devralan her durumda mevcut takibe devam edebilir mi?

Hayır. Takibin türü, dayanak belge ve devir sözleşmesinin niteliği önemlidir. Özellikle ilama dayalı alacaklarda devralanın doğrudan ilamlı takip yapabilmesi hakkında özel içtihat bulunmaktadır.

Eski alacaklıya karşı hangi yola başvurulur?

Tek bir cevap yoktur. İcra müdürlüğünün işlemine karşı şikâyet, ödeme emrine itiraz, menfi tespit, istirdat veya maddi hukuka ilişkin başka bir dava gündeme gelebilir. Doğru yol, işlemin ve takibin aşamasına göre belirlenir.

Genel değerlendirme

Alacağın tamamı geçerli biçimde devredildiğinde eski alacaklı, devredilen alacak bakımından kural olarak hak sahibi olmaktan çıkar. Buna rağmen mevcut icra dosyası otomatik olarak hükümsüz hâle gelmez. Esas mesele, devirden sonraki tasarrufların doğru kişi tarafından yapılıp yapılmadığıdır.

Devir sözleşmesinin kapsamı, bildirim ve ödeme tarihleri, takip türü ve icra müdürlüğünün işlemi birlikte incelenmeden kesin sonuca varılmamalıdır. Özellikle kısmi devir, ilama dayalı alacak ve birden fazla alacaklı iddiası bulunan dosyalarda farklı hukukî yollar gündeme gelebilir. Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için bir avukata danışmanız gerekir.

Yazar: Av Batuhan Can ZANBAK   Yayınlanma Tarihi: 23.07.2026   Son Güncellenme Tarihi: 23.07.2026