Tedarikçinin Borcu İçin Şirkete Haciz İhbarnamesi Geldiyse Nasıl Cevap Verilir?
Tedarikçinin borcu nedeniyle şirkete haciz ihbarnamesi gelmesi, şirketin doğrudan takip borçlusu olduğu anlamına gelmez. Ancak şirket, takip borçlusuna ödeme yapması gereken veya ona ait bir malı elinde bulunduran üçüncü kişi konumundaysa İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 89. maddesi kapsamında yükümlülüklerle karşılaşabilir.
Şirketin vereceği cevap, yalnızca tedarikçiyle ticari ilişkisinin bulunup bulunmadığına göre değil; ihbarnamenin tebliğ edildiği tarihteki borç durumuna, önceki ödemelere, sözleşmenin niteliğine ve şirkette bulunan mallara göre belirlenmelidir. Birinci ve ikinci haciz ihbarnameleri için öngörülen yedi günlük itiraz süresi özellikle önemlidir.
Haciz İhbarnamesi Alan Şirket Takip Borçlusu Olur mu?
Bir şirketin tedarikçisine karşı icra takibi başlatıldığında, takip alacaklısı tedarikçinin başka şirketlerde bulunan hak ve alacaklarının haczedilmesini isteyebilir. Bu amaçla üçüncü kişi şirkete haciz ihbarnamesi gönderilebilir.
Örneğin bir üretici şirket, kendisine mal sağlayan tedarikçiye henüz ödeme yapmamış olabilir. Tedarikçinin alacaklısı, bu bedel üzerine haciz konulmasını talep edebilir. Böylece üretici şirket, tarafı olmadığı icra takibinde üçüncü kişi olarak muhatap hâline gelir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi, üçüncü kişinin takip borçlusuna olan borcu ile elinde bulundurduğu taşınır malların haczine ilişkin bildirim ve itiraz usulünü düzenlemektedir.
Bu düzenlemeye göre şirketin asıl incelemesi gereken husus, tedarikçiden kaynaklanan hangi hak, alacak veya malın haciz kapsamında bulunabileceğidir. İhbarnamenin alınması, tedarikçinin bütün borçlarının kendiliğinden şirkete geçtiği anlamına gelmez. Bununla birlikte süresinde itiraz edilmemesi, kanunda düzenlenen zimmette sayılma sonuçlarını doğurabilir.
Birinci, İkinci ve Üçüncü Haciz İhbarnamesine Nasıl Cevap Verilir?
İİK m. 89 kapsamında gönderilen ihbarnameler, aynı belgenin tekrarından ibaret değildir. Her aşamanın farklı bir işlevi ve başvuru düzeni bulunmaktadır.
| İhbarname | Süre | Şirketin yapabileceği işlem |
| Birinci haciz ihbarnamesi (89/1) | Tebliğden itibaren 7 gün | Borç veya mal bulunmadığı ya da kanuni diğer itiraz sebepleri icra dairesine bildirilir. |
| İkinci haciz ihbarnamesi (89/2) | Tebliğden itibaren 7 gün | İlk ihbarnameye itiraz edilmemişse ikinci ihbarnameye karşı kanuni itiraz hakkı kullanılabilir. |
| Üçüncü haciz ihbarnamesi (89/3) | 15 gün ve ayrıca 20 günlük bildirim süresi | Kanunda belirtilen ödeme veya teslim yükümlülüğünün yerine getirilmesi ya da süresinde menfi tespit davası açılması gündeme gelir. Dava belgesi ayrıca icra dairesine sunulur. |
Birinci Haciz İhbarnamesine İtiraz
İlk ihbarnameye karşı şirket, tedarikçiye borçlu olmadığını, ihbarname tebliğ edilmeden önce borcun ödendiğini veya takip borçlusuna ait bir malın elinde bulunmadığını bildirebilir. Kanun, malın başka kişiye ait olması veya rehinli bulunması gibi itiraz sebeplerini de düzenlemektedir.
İtiraz, ihbarnamenin tebliğinden itibaren yedi gün içinde ilgili icra dairesine yazılı veya sözlü olarak yapılabilir. Sözlü beyanın usulüne uygun biçimde kayda geçirilmesi gerekir. İİK m. 89, üçüncü kişinin beyanını harç ve resimden muaf tutmaktadır.
Şirketin yalnızca tedarikçisine itiraz mesajı göndermesi veya kendi muhasebe kayıtlarına açıklama düşmesi, icra dairesine yapılması gereken bildirimin yerine geçmez.
İkinci Haciz İhbarnamesi Gelirse
Birinci haciz ihbarnamesine yedi gün içinde itiraz edilmemesi hâlinde, borç şirketin zimmetinde veya mal elinde sayılarak ikinci haciz ihbarnamesi gönderilebilir.
İkinci ihbarname, üçüncü kişiye yeniden yedi günlük itiraz imkânı tanır. Şirket bu aşamada da kanunda öngörülen sebeplerle icra dairesine başvurabilir.
İlk ihbarnameye süresinde itiraz edildiği hâlde ikinci ihbarname gönderilmişse önceki itirazın dosyaya giriş tarihi ve kapsamı incelenmelidir. Bu durumda yeni ihbarnameyi yok saymak yerine önceki başvurunun kayıtlarıyla birlikte usulî durum değerlendirilmelidir.
Üçüncü Haciz İhbarnamesi ve Menfi Tespit Davası
İkinci ihbarnameye de süresinde itiraz edilmemesi ve kanunda belirtilen ödeme veya teslim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hâlinde üçüncü ihbarname aşamasına geçilebilir.
Bu aşamada şirkete, on beş gün içinde zimmetinde sayılan borcu ödemesi, elinde sayılan malı teslim etmesi veya aynı süre içinde menfi tespit davası açması bildirilir.
Dava açılması ile dava belgesinin icra dairesine sunulması farklı işlemlerdir. Üçüncü kişi, süresinde dava açtığını gösteren belgeyi üçüncü bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ederse hakkındaki cebrî icra işlemleri, davada verilen kararın kesinleşmesine kadar durur.
Bu özel menfi tespit davasında üçüncü kişi, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya söz konusu malın takip borçlusuna ait bulunmadığını ispat etmekle yükümlüdür. İİK m. 89, davanın kaybedilmesi hâlinde dava konusu şeyin yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminata hükmedileceğini de düzenlemektedir.
Şirketin Cari Hesabı Hangi Tarihe Göre İncelenir?
Haciz ihbarnamesine verilecek cevap bakımından temel inceleme noktası, ihbarnamenin hukuken tebliğ edildiği tarihtir. Bu nedenle şirketin yalnızca güncel cari hesap ekranına bakması yeterli değildir.

İlk olarak, takip borçlusu tedarikçiye ait muhasebe hareketleri tebliğ tarihi itibarıyla ayrıştırılmalıdır. Ardından bu kayıtların dayandığı sözleşme, sipariş, teslim ve ödeme belgeleriyle gerçek borç ilişkisi karşılaştırılmalıdır.
Özellikle aşağıdaki hususlar belirlenmelidir:
- İhbarname tarihinde tedarikçiye karşı mevcut bir ödeme borcu bulunup bulunmadığı,
- Borcun hangi fatura, teslim veya sözleşmeden doğduğu,
- Hangi ödemelerin ihbarname tebliğ edilmeden önce tamamlandığı,
- İade, eksik teslim, sözleşmesel kesinti veya takas iddialarının bulunup bulunmadığı,
- Devam eden sözleşmeden doğabilecek sonraki ödemelerin niteliği,
- Şirkette tedarikçiye ait taşınır mal bulunup bulunmadığı.
Muhasebe bakiyesi ile hukuken mevcut alacak aynı kavram değildir. Bir faturanın şirket defterinde yer alması, ilgili bedelin her durumda muaccel, ihtilafsız veya ödenebilir olduğunu tek başına göstermez. Bunun tersine, muhasebe ekranında borç görülmemesi de bütün sözleşmesel yükümlülüklerin sona erdiğini kendiliğinden kanıtlamaz.
Haciz İhbarnamesinden Önce Tedarikçiye Ödeme Yapılmışsa Ne Olur?
İİK m. 89, haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borcun ödenmiş olmasını açıkça itiraz sebepleri arasında saymaktadır.
Şirket, tebliğ tarihinde tedarikçiye herhangi bir borcu kalmadığını ileri sürüyorsa, önceki ödemenin hangi ticari işlemle ilgili olduğunu gösterebilmelidir.
Bu incelemede banka dekontu, ödeme talimatı, cari hesap ekstresi, fatura ve varsa mutabakat kayıtları birlikte ele alınmalıdır. Ödeme emrinin bankaya gönderildiği tarih ile paranın fiilen aktarıldığı tarih arasında fark bulunması hâlinde bu ayrım ayrıca önem kazanabilir.
Buna karşılık ihbarname hukuken tebliğ edildikten sonra haciz kapsamındaki borcun doğrudan tedarikçiye ödenmesi, İİK m. 89 uyarınca takip alacaklısına karşı geçerli bir ödeme olarak kabul edilmez. Böyle bir durumda şirketin yeniden ödeme yükümlülüğüyle karşılaşması mümkündür.
Henüz Doğmamış Hakediş ve Gelecekteki Siparişler Haczedilebilir mi?
Tedarikçi ilişkilerinde en önemli ayrımlardan biri, henüz doğmamış fakat mevcut bir hukukî ilişkiye dayanan alacak ile yalnızca ileride doğması umulan alacak arasındadır.
Şirketle tedarikçi arasında devam eden bir sözleşme bulunması, henüz tahakkuk etmemiş alacakların değerlendirilmesinde önemlidir. Yerleşmiş bir sözleşmesel ilişkiye dayanan, türü ve borçlusu belirlenebilir, devamlılık gösteren müstakbel alacaklar haczin kapsamına girebilir.
Buna karşılık taraflar arasında mevcut bir hukukî temele dayanmayan, yalnızca gelecekte sipariş verilebileceği beklentisinden ibaret olan kazanç ihtimali aynı şekilde değerlendirilemez.
Devam Eden Tedarik Sözleşmesi
Şirket, bir tedarikçiden mevcut çerçeve sözleşme kapsamında düzenli mal alıyor olabilir. İhbarname tarihinde henüz kesilmemiş faturaların veya sonraki teslimatların bulunması, ilişkinin gelecekteki alacaklar bakımından incelenmesini gerektirebilir.
Burada sözleşmenin gerçekten devam edip etmediği, sonraki edimlerin niteliği, alacağın belirlenebilirliği ve haciz bildiriminin kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.
Henüz Verilmemiş Sipariş
Taraflar daha önce ticaret yapmış fakat ihbarname tarihinde yürürlükte olan bir sipariş veya devamlılık gösteren sözleşmesel yükümlülük bulunmuyor olabilir.
Bu durumda gelecekte yeniden ticaret yapılabilmesi ihtimali, tek başına mevcut bir alacak olarak kabul edilmemelidir. Ancak önceki ticari işlemlerden kalan haklar ve varsa süregelen sözleşmeler ayrıca kontrol edilmelidir.
Bu nedenle şirketin yalnızca “henüz fatura kesilmedi” diyerek bütün gelecekteki alacakları kapsam dışı bırakması da, bütün olası sipariş bedellerini haczedilmiş kabul etmesi de doğru bir değerlendirme yöntemi değildir.
İhtilaflı Fatura, Eksik Teslim ve Takas Durumunda Nasıl Cevap Verilir?
Tedarikçinin şirketten alacaklı olduğunu ileri sürdüğü tutar, ticari kayıtlar bakımından tartışmalı olabilir. Örneğin malların eksik teslim edilmesi, sözleşmedeki şartların gerçekleşmemesi veya bedelin bir bölümüne ilişkin uyuşmazlık bulunması mümkündür.
Bu durumda şirket, borcun hangi kısmını neden kabul etmediğini ve bunun dayandığı belgeleri ayrı ayrı değerlendirmelidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2. maddesine göre faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriğine itiraz etmemişse bu içeriği kabul etmiş sayılır. Bununla birlikte bu düzenleme, tek başına bütün sözleşmesel edimlerin gereği gibi ifa edildiğinin veya her faturanın her durumda tartışmasız bir alacak doğurduğunun kabulü anlamına gelmez.
Takas veya mahsup iddiası bulunması hâlinde ise karşılıklı alacakların niteliği, muacceliyet durumu, takas şartları ve ilgili beyanların tarihleri incelenmelidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 139. maddesi takasın temel şartlarını düzenlemektedir. Yalnızca muhasebede tek taraflı bir kesinti kaydı oluşturulması, takasın bütün hukukî şartlarının yerine getirildiğini kendiliğinden göstermez.
Haciz ihbarnamesine verilecek cevapta “borç yoktur” denilmeden önce, bu savunmanın tebliğ tarihi itibarıyla hukuken ve belge yönünden desteklenip desteklenmediği belirlenmelidir.
Tedarikçiye Ait Mallar Şirketin Deposundaysa Ne Olur?
Haciz ihbarnamesi yalnız para alacaklarıyla sınırlı değildir. Takip borçlusuna ait olup üçüncü kişinin elinde bulunan taşınır mallar da İİK m. 89 kapsamında değerlendirilebilir.
Örneğin tedarikçiye ait malın konsinye olarak şirkette tutulması veya mülkiyeti henüz şirkete geçmemiş bir ürünün depoda bulunması hâlinde, yalnızca cari hesap borcunun sıfır olması yeterli bir inceleme değildir.
Şirketin mal üzerindeki zilyetliği, mülkiyet durumu, sözleşme hükümleri, stok kayıtları ve teslim belgeleri kontrol edilmelidir. Malın takip borçlusuna ait olmadığı veya kanundaki diğer itiraz sebeplerinden birinin bulunduğu durumlarda, bu husus ilgili icra dairesine süresinde bildirilmelidir.
Haciz kapsamında bulunan bir malın ihbarnameye rağmen doğrudan takip borçlusuna teslim edilmesi de kanunda düzenlenen sorumluluk sonuçlarını doğurabilir.
Ticari Duruma Göre Haciz İhbarnamesine Verilecek Cevap
Her tedarikçi ilişkisi için aynı standart cevap kullanılmamalıdır. Aşağıdaki ayrım, hukuki değerlendirmenin hangi noktaya yoğunlaşacağını göstermektedir.
| Ticari durum | İncelenecek husus |
| İhbarname öncesinde borç tamamen ödenmiş | Ödemenin tamamlanma tarihi ve hangi borcu kapattığı belgelenerek itiraz değerlendirilir. |
| Tedarikçiye mevcut ödeme borcu var | Haczin kapsamı belirlenir; haczedilen bedelin doğrudan tedarikçiye ödenmesinden kaçınılır. |
| Mevcut sözleşmeden gelecekte hakediş doğabilir | Sözleşmesel temel, süreklilik ve alacağın kapsamı değerlendirilir. |
| Fatura veya teslim uyuşmazlığı var | Gerçek borç tutarı ve itiraz sebepleri belgeler üzerinden belirlenir. |
| Tedarikçiye ait mal şirkette tutuluyor | Mülkiyet ve zilyetlik durumu incelenir; para borcundan ayrı cevap verilir. |
Bu durumlar birbirini dışlamak zorunda değildir. Aynı şirketin tedarikçiye bir faturadan doğan borcu bulunurken başka bir faturaya itirazı veya iade edilmemiş bir malı da olabilir. Böyle bir durumda bütün ilişki için tek cümlelik olumlu veya olumsuz cevap verilmesi yerine alacak ve mal kalemleri ayrıştırılmalıdır.
Şirket Haciz İhbarnamesine İtiraz Yazısını Nasıl Hazırlamalı?
Haciz ihbarnamesine cevap hazırlanırken belgenin gönderildiği icra dairesi ve dosya numarası esas alınmalıdır. İtirazın hangi ihbarnameye karşı yapıldığı ve hangi maddi olgulara dayandığı açık olmalıdır.
İtirazda özellikle şu unsurların bulunması yararlıdır:
- Şirketin üçüncü kişi sıfatı ile ilgili icra dosyasının ve ihbarnamenin belirlenmesi,
- İhbarnamenin tebliğ tarihinin ve varsa elektronik tebligat kaydının tespiti,
- Takip borçlusu tedarikçiyle mevcut ticari ilişkinin açıklanması,
- Para borcu, malın elde bulunması, önceki ödeme veya diğer itiraz sebeplerinin ayrı belirtilmesi,
- Beyanı destekleyen ödeme, cari hesap, sözleşme ve teslim kayıtlarının uygun şekilde gösterilmesi.
İcra dairesine verilecek cevabın dayanağı, şirketin gerçek kayıtları olmalıdır. Borç bulunduğu hâlde yalnızca haczi önlemek amacıyla “borcumuz bulunmamaktadır” denilmesi, şirket bakımından ayrıca sorumluluk doğurabilir.
İİK m. 89/4 uyarınca alacaklı, üçüncü kişinin itirazının gerçeğe aykırı olduğunu ileri sürerek icra mahkemesinde kanunda öngörülen ceza ve tazminat taleplerinde bulunabilir. Bu nedenle cevap, mali işler ve hukuk birimlerinin karşılaştırdığı belgelere dayanmalıdır.
Şirkete Elektronik Haciz İhbarnamesi Gelirse Süre Ne Zaman Başlar?
Özel hukuk tüzel kişileri bakımından elektronik tebligat zorunluluğu bulunmaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesi uyarınca elektronik tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
Bu sebeple şirketin UETS hesabına gelen bir haciz ihbarnamesi için belgenin açıldığı gün ile kanunen tebliğ edilmiş sayıldığı gün birbirinden ayrılmalıdır. İtiraz süresi, ilgili ihbarnamenin tabi olduğu özel süre hükmü dikkate alınarak hesaplanır.
İİK m. 19’a göre gün olarak belirlenen sürelerde ilk gün hesaba katılmaz; son günün resmî tatile rastlaması durumunda süre tatili izleyen günde sona erer. Somut olayda UETS delil kaydı, tebliğ tarihi ve süre sonu birlikte denetlenmelidir.
Elektronik tebligatın açılmaması ve süre hesabı hakkında ayrıntılı bilgi için şirketin elektronik tebligatı açmamasının süreye etkisi hakkındaki açıklama incelenebilir.
İİK m. 89 uyarınca haciz ihbarnameleri ve cevaplar, güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP ve sisteme entegre bilişim sistemleri üzerinden de gerçekleştirilebilir. Bununla birlikte şirketin sıradan bir e-posta göndermesi, kanunda öngörülen icra dairesine itiraz usulünün yerine geçtiği anlamına gelmez.
Haciz İhbarnamesine Cevap Vermeden Önce Hangi Belgeler Kontrol Edilmeli?
Şirket içinde yapılacak incelemede tek bir cari hesap ekstresi yerine, tebliğ tarihi itibarıyla oluşturulan belge bütünlüğü esas alınmalıdır.
- Haciz ihbarnamesi ve varsa önceki ihbarnameler,
- UETS delil kaydı veya fiziki tebliğ belgesi,
- Tedarikçi sözleşmeleri ve yürürlükteki siparişler,
- İlgili döneme ait cari hesap ve banka kayıtları,
- Fatura, sevk irsaliyesi ve teslim tutanakları,
- İade, mahsup, takas ve mutabakat belgeleri,
- Şirkette bulunan tedarikçi mallarına ilişkin stok ve mülkiyet kayıtları.
Haciz ihbarnamesinin şirket merkezine bütün şubeleri kapsayacak şekilde gönderildiği durumlarda diğer şubelerin ve birimlerin kayıtları da dikkate alınmalıdır. İİK m. 89, bu kapsamda merkezin bütün şubelerini veya birimlerini kapsayacak beyanda bulunma yükümlülüğünü düzenlemektedir.
Birden fazla icra dosyasından haciz bildirimi gelmişse her birinin tebliğ tarihi, kapsamı ve varsa öncelik ilişkisi de ayrıca incelenmelidir. Şirketin hacizler arasındaki sırayı yalnız kendi muhasebe tercihine göre belirlemesi uygun değildir.
Sonuç: Haciz İhbarnamesine Cevap Cari Hesap ve Belgelere Dayanmalıdır
Tedarikçinin borcu nedeniyle şirkete haciz ihbarnamesi geldiğinde, şirketin takip borçlusu olmaması tek başına cevap verme gereğini ortadan kaldırmaz. Öncelikle ihbarnamenin birinci, ikinci veya üçüncü aşamaya ait olduğu ve ilgili tebliğ tarihi belirlenmelidir.
Ardından tedarikçiye karşı mevcut borçlar, tebliğden önce tamamlanan ödemeler, devam eden sözleşmeler, gelecekteki alacaklar ve varsa şirketteki taşınır mallar ayrı ayrı incelenmelidir.
İlk iki ihbarnamede yedi günlük itiraz süreleri, üçüncü ihbarnamede ise menfi tespit davasına ilişkin özel süreler ve belge sunma yükümlülüğü göz önünde bulundurulmalıdır. Şirketin gerçek borç durumuna uygun, belgelerle desteklenen bir cevap hazırlanması esastır.
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için bir avukata danışmanız gerekir.

