Silinen Sesli Mesajla Yapılan Tehdit Nasıl İspatlanır?
Silinen sesli mesajla yapılan bir tehdidin ispatı, mesajın artık sohbet ekranında görünmemesi nedeniyle otomatik olarak imkânsız hâle gelmez. Mesajın daha önce kaydedilmiş bir kopyası, ekran kaydı, alıcının cihazındaki dijital izler, gönderen hesap veya telefon numarasının tespiti, ses aidiyeti incelemesi, tanık anlatımları ve olayın öncesi-sonrasındaki mesajlar birlikte delil değeri taşıyabilir.
Asıl mesele yalnızca “ses dosyası var mı?” değildir. Ceza soruşturmasında mesajın içeriğinin tehdit oluşturup oluşturmadığı, mesajın şüpheli tarafından gönderildiğinin gösterilip gösterilemediği, sesin kime ait olduğu ve delilin hukuka uygun biçimde elde edilip edilmediği ayrı ayrı incelenir. Bu nedenle silme işlemi delil durumunu zorlaştırabilir; ancak daha önce tamamlanmış bir tehdit fiilini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Önce hangi tür tehditten söz edildiği belirlenmelidir
Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesi, tehdit suçunu birden fazla ihtimale ayırmaktadır. Bu ayrım yalnız verilecek ceza bakımından değil, şikâyet ve uzlaştırma bakımından da önemlidir.
- Bir kişinin kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle tehdit edilmesi hâlinde altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Fiilin kadına karşı işlenmesi hâlinde bu suç bakımından cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.
- Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratma veya sair bir kötülük gerçekleştirme tehdidi ise mağdurun şikâyetine bağlıdır ve iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasıyla karşılanmıştır.
- Tehdidin silahla, kişinin kendisini tanınmayacak hâle koymasıyla, imzasız mektup veya özel işaretlerle, birden fazla kişiyle birlikte ya da suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmesi hâlinde TCK m.106/2 kapsamındaki nitelikli tehdit gündeme gelir.
Bu nedenle “tehdit suçu her durumda şikâyete bağlıdır” demek doğru değildir. TCK m.106/1’in ikinci cümlesindeki malvarlığı veya sair kötülük tehdidinde şikâyet gerekir. Şikâyete bağlı suçlarda TCK m.73 uyarınca genel kural, fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aylık şikâyet süresidir.
Öte yandan CMK m.253, TCK m.106’nın birinci fıkrasındaki tehdit suçlarını şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamına almıştır. TCK m.106/2’deki nitelikli tehdit ise bu özel sayımın dışında kalır.
Sesli mesaj silinmişse tehdit yine de ispatlanabilir mi?
Evet. Ancak ispatın nasıl yapılabileceği, geride hangi dijital ve fiziksel delillerin kaldığına göre değişir.
CMK m.217 uyarınca yüklenen suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Buna karşılık CMK m.206, kanuna aykırı biçimde elde edilmiş bir delilin ortaya konulması talebinin reddedileceğini düzenler.

Dolayısıyla ceza muhakemesinde yalnızca tek bir ses dosyasına bakılmaz. Delilin kaynağı, bütünlüğü, mesajın kimin hesabından gönderildiği, sesin kime ait olduğu ve diğer delillerle uyumu birlikte değerlendirilir.
Silinen sesli mesajın ispat zinciri nasıl kurulabilir?
1. Alıcının telefonu ve sohbetin özgün bağlamı korunmalıdır
İlk ve çoğu zaman en değerli kaynak, mesajın gönderildiği telefondur. Mesaj sohbet ekranından kaldırılmış olsa bile cihaz üzerinde incelemeye elverişli başka veriler bulunabilir. Teknik olarak hangi verinin geri getirilebileceği; cihazın işletim sistemi, uygulamanın sürümü, silme biçimi, yedekleme durumu ve cihazın silme işleminden sonra ne ölçüde kullanıldığı gibi unsurlara bağlıdır.
Bu nedenle cihazın fabrika ayarlarına döndürülmesi, sohbetin temizlenmesi veya “telefon temizleme” amacıyla veri silen uygulamaların çalıştırılması delil incelemesini olumsuz etkileyebilir. Varsa mevcut sohbet dizisi, gönderen numara veya hesap bilgisi, tarih-saat bilgileri ve mesajdan önceki ve sonraki konuşmalar korunmalıdır.
2. Daha önce oluşturulmuş ses veya ekran kayıtları önemlidir
Sesli mesaj silinmeden önce başka bir cihaza kaydedilmiş, ekran kaydı alınmış veya ses dosyasının bir kopyası oluşturulmuş olabilir. Böyle bir kopya, tek başına tartışmasız ve kesin delil sayılmaz; ancak içeriğin ispatında önemli bir başlangıç noktası oluşturabilir.
Varsa özgün dosyanın yeniden düzenlenmemesi, kesilip birleştirilmemesi ve mümkün olduğunca ilk elde edildiği biçimde korunması önemlidir. İnceleme gerektiğinde dosyanın teknik özellikleri, oluşturulma biçimi ve bütünlüğü adli bilişim değerlendirmesine konu olabilir.
3. Mesajın hangi hesap veya telefon numarasından gönderildiği gösterilmelidir
Dijital mesajlarda sık karşılaşılan sorunlardan biri, ekranda bir kişinin adının görünmesinin mesajı gerçekten o kişinin gönderdiğini tek başına ispatlamamasıdır.
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 11.02.2025 tarihli, E.2023/12658, K.2025/1545 sayılı kararında, mağdur tarafından sunulan WhatsApp görüntülerinde sanığın ismi görünmesine rağmen mesajların hangi telefon hattından gönderildiğinin görülmemesi eksik inceleme sebebi sayılmıştır. Daire; mesajın gönderildiği hattın mağdurun telefonu incelenerek belirlenmesini ve gerektiğinde profil fotoğrafının da araştırılmasını gerekli görmüştür. Kararın tam metnine Adalet Bakanlığı İçtihat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşılabilir.
Bu karar metin mesajlarına ilişkin olsa da dijital sesli mesaj bakımından da aynı temel problem ortaya çıkabilir: mesajın bir hesaptan gelmiş görünmesi ile mesajın sanık tarafından gönderildiğinin ispatı aynı şey değildir.
4. Sesin kime ait olduğu bilirkişi incelemesine konu olabilir
Şüpheli mesajı göndermediğini veya kayıttaki sesin kendisine ait olmadığını ileri sürebilir. Böyle bir durumda ses aidiyeti ayrıca tartışılmalıdır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16.01.2023 tarihli, E.2020/28420, K.2023/233 sayılı kararında, sanığın ses kaydındaki kişinin kendisi olduğunu kabul etmemesi üzerine ses örnekleri alınarak Adli Tıp Kurumu veya uzman bir kurumda ses analizi yapılmadan hüküm kurulması eksik inceleme olarak değerlendirilmiştir. Karara resmî içtihat sisteminden erişilebilir.
Dolayısıyla ses dosyasının bulunması tek başına bütün ispat problemini çözmez. Gerektiğinde “bu sesi kim çıkardı?” sorusunun teknik incelemeyle cevaplanması gerekebilir.
5. Yan deliller sesli mesajın içeriğini ve kaynağını destekleyebilir
Silinen mesajın doğrudan bir kopyası bulunmasa dahi başka deliller önem taşıyabilir. Örneğin mesajı gönderildiği anda dinleyen bir tanığın anlatımı, hemen sonrasında gönderilen yazılı mesajlar, tehdide cevap niteliğindeki yazışmalar, failin daha sonraki kabul veya özür içerikli mesajları, arama kayıtları ve olayın öncesindeki uyuşmazlık delil bütününün parçaları olabilir.
Bu delillerin hiçbiri her dosyada otomatik olarak yeterli kabul edilmez. Ceza mahkemesi bütün delilleri birlikte değerlendirir ve mahkûmiyet için sanığın suçu işlediği konusunda gereken ispat seviyesinin oluşup oluşmadığına bakar.
Sesli mesaj silindikten sonra hangi adımlar atılabilir?
- Telefonu ve sohbeti koruyun. Cihazı sıfırlamak, sohbeti temizlemek veya mevcut verileri gereksiz yere değiştirmekten kaçının.
- Varsa mevcut kopyaları değiştirmeden saklayın. Ses dosyası, ekran kaydı veya başka bir cihazla alınmış kayıt varsa özgün biçimi korunmalıdır.
- Tam konuşma bağlamını muhafaza edin. Yalnız tehdit cümlesi değil, gönderen hesap, numara, tarih-saat ve önceki-sonraki mesajlar da önemlidir.
- Mesajı dinleyen kişileri belirleyin. Mesajın gönderildiği anda içeriği bizzat duyan kişiler varsa tanık olarak değerlendirilebilir.
- İhbar veya şikâyette delilin silindiğini açıkça belirtin. CMK m.158 uyarınca ihbar veya şikâyet Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. Cihazda inceleme yapılmasının neden gerekli görüldüğü somut biçimde açıklanabilir.
- Kaydı sosyal medyada yaymak yerine adlî mercilere sunun. Delili korumak ile özel bir haberleşme içeriğini kamuyla paylaşmak aynı şey değildir ve yayımlama ayrıca hukuki sorunlara yol açabilir.
Savcılık silinen sesli mesajı mutlaka geri getirebilir mi?
Hayır. Silinen bir sesli mesajın mutlaka teknik olarak geri getirilebileceği şeklinde bir garanti verilemez.
Geri getirilebilirlik; silme yöntemine, cihazın depolama ve şifreleme sistemine, yedek bulunup bulunmadığına, silme işleminden sonra cihazın kullanımına ve uygulamanın veri mimarisine bağlıdır. Bu nedenle adli bilişim incelemesi bazen sonuç verebilirken bazı olaylarda özgün ses dosyasına ulaşılamayabilir.
Ayrıca şüpheliye ait bilgisayar ve dijital sistemlerde adlî arama, kopyalama veya elkoyma yapılması sıradan bir delil toplama işlemi değildir. CMK m.134, şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki arama ve kopyalama işlemleri için somut delillere dayanan kuvvetli şüphe ve başka surette delil elde edememe gibi özel koşullar öngörmektedir.
Mağdurun kendi telefonunu inceleme yapılması amacıyla rızasıyla teslim etmesi ise şüphelinin cihazında CMK m.134 kapsamında zorla arama yapılmasıyla aynı hukuki durum değildir.
Gizlice alınan ses kaydı her durumda kullanılabilir mi?
Hayır. Özellikle canlı telefon veya yüz yüze görüşmenin gizlice kaydedildiği olaylarda delilin nasıl elde edildiği ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 02.06.2021 tarihli, E.2020/19858, K.2021/17339 sayılı kararında; kişinin kendisine karşı işlenen ve ani gelişen bir suçta, başka şekilde delil elde etme imkânının bulunmadığı durumda karşı tarafla yaptığı konuşmayı kaydetmesinin hukuka aykırı sayılamayacağı kabul edilmiştir. Karara resmî içtihat sisteminden ulaşılabilir.
Buna karşılık aynı Dairenin 18.01.2023 tarihli, E.2020/28270, K.2023/324 sayılı kararında, görüşmelerin önceden planlanarak sistematik biçimde kayda alınması nedeniyle ses kayıtları hukuka aykırı delil olarak değerlendirilmiş ve hükme esas alınmamıştır. Kararın tam metni Adalet Bakanlığı İçtihat Bilgi Sistemi üzerinde bulunmaktadır.
Bu kararlar doğrudan kişiye gönderilmiş bir sesli mesajın saklanması ile canlı bir görüşmenin gizlice kaydedilmesinin aynı şey olmadığını da gösterir. Size gönderilmiş mevcut bir sesli mesajın delil olarak korunması ile ileride kullanılmak üzere karşı tarafın görüşmelerini sistematik biçimde gizlice kaydetmek farklı hukuki değerlendirmelere tabidir.
Ekran görüntüsü veya ekran kaydı tek başına yeterli olur mu?
Her zaman değil. Ekran görüntüsü veya ekran kaydı, mesajın belirli bir anda telefonda nasıl göründüğünü göstermeye yarayabilir; fakat gönderici kimliği, montaj iddiası, sesin aidiyeti veya içeriğin değiştirildiği savunması ortaya çıktığında ek inceleme gerekebilir.
Bu nedenle yalnız kişi adının göründüğü dar bir ekran görüntüsü yerine, hukuka uygun biçimde elde edilmiş olmak kaydıyla hesabın veya numaranın görünmesine, konuşmanın bağlamına ve özgün cihazın korunmasına önem verilmesi daha sağlıklı bir delil zinciri oluşturur.
Her sert veya öfkeli sesli mesaj tehdit suçu mudur?
Hayır. Sesli mesajın varlığı tek başına TCK m.106’nın oluştuğu anlamına gelmez. Sözlerin mağdura gelecekte gerçekleştirilecek bir saldırı veya kötülük bildirip bildirmediği, tehdidin konusu, sözlerin söylendiği bağlam, taraflar arasındaki ilişki ve kullanılan ifadelerin objektif anlamı birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle “sana göstereceğim”, “görüşeceğiz” veya benzeri bağlama göre farklı anlamlara gelebilen ifadeler ile açık biçimde hayat, vücut bütünlüğü veya başka bir hukuki değere yönelik saldırı bildirimi aynı şekilde değerlendirilemez. Ses tonu ve konuşmanın bütünü de anlamlandırmada yardımcı olabilir.
Silinen sesli mesajla tehdit iddiasında sık yapılan hatalar
- Mesajın yalnız kırpılmış bir ekran görüntüsünü saklayıp gönderen numara veya hesap bilgisini kaybetmek.
- Özgün ses dosyasını tekrar tekrar dönüştürmek, kesmek veya düzenlemek.
- Telefonu sıfırlamak ya da sohbet temizleme işlemleri yapmak.
- Karşı tarafın telefonuna veya hesabına izinsiz girerek yeni delil elde etmeye çalışmak.
- Tehdit kaydını sosyal medyada veya üçüncü kişiler arasında yaymak.
- Bütün tehdit türlerinin şikâyete bağlı olduğunu varsayarak hukuki süre hesabını yanlış yapmak.
- Mesaj silindiği için başka hiçbir delilin araştırılamayacağını kabul etmek.
Sık Sorulan Sorular
Sesli mesaj tamamen silindiyse yine de suç duyurusunda bulunulabilir mi?
Evet. Ses dosyasının bulunmaması başvuruyu engellemez. Ancak olayın ispatı tanık, diğer mesajlar, cihaz verileri, sonraki kabul beyanları ve başka hukuka uygun deliller üzerinden değerlendirilir.
Sesli mesajı duyan tanık tek başına yeterli midir?
Tanık beyanı delildir; fakat belirli bir dosyada tek başına mahkûmiyet için yeterli olup olmadığı konusunda otomatik bir kural yoktur. Beyanın tutarlılığı ve diğer delillerle uyumu değerlendirilir.
Şüpheli “ses bana ait değil” derse ne olur?
Gerekli görülürse ses örnekleri ile mevcut kayıt arasında uzman veya bilirkişi incelemesi yapılabilir. Yargıtay da ses aidiyetinin tartışmalı olduğu olaylarda teknik inceleme yapılmadan hüküm kurulmasını eksik inceleme sayabilmektedir.
Mesajın gönderen tarafından sonradan silinmesi suçu ortadan kaldırır mı?
Hayır. Tehdit mesajı mağdura ulaşmış ve suçun unsurları oluşmuşsa sonradan silinmesi fiili geriye dönük olarak ortadan kaldırmaz. Silme işlemi esas olarak ispat imkânını etkileyebilir.
Sonuç
Silinen sesli mesajla yapılan tehdidin ispatında belirleyici olan yalnızca kaydın halen telefon ekranında bulunup bulunmaması değildir. Gönderen hesap veya telefon numarasının tespiti, varsa ses kaydının bütünlüğü, ses aidiyeti, özgün cihaz, konuşmanın bağlamı, tanıklar ve diğer dijital veriler birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle ses kaydının hukuka uygun elde edilmesi ile mesajın sanığa isnat edilebilmesi birbirinden ayrı sorunlardır. Bu nedenle somut dosyada hem TCK m.106 kapsamındaki tehdit türü hem de mevcut delillerin elde edilme ve korunma biçimi ayrı ayrı incelenmelidir.
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için bir avukata danışmanız gerekir.
Yazar: Av Batuhan Can ZANBAK Yayınlanma Tarihi: 24.09.2026 Son Güncellenme Tarihi: 24.09.2026

