Şahıs Şirketi (Esnaf Kurye) Üzerinden Çalışanların Kıdem Tazminatı Hakkı
Kısa Özet :
- Uygulamada “esnaf kurye” modeli olarak bilinen ve kişilere kendi şahıs şirketini kurdurarak iş gördürme modeli son yıllarda oldukça yaygınlaşmıştır.
- Görünüşte iki şirket arasında ticari bir sözleşme imzalanmış olsa da, kişi fiilen tek bir şirkete bağımlıysa ve o şirketin emir-talimatı altında tam zamanlı çalışıyorsa, İş Hukuku kapsamında bu durum muvazaa (danışıklı işlem) kabul edilebilir.
- Muvazaa tespit edildiğinde, aradaki ilişki ticari sözleşme değil “iş sözleşmesi” niteliği kazanır. Bu durumda çalışan kişi; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ödenmeyen fazla mesaileri ve yıllık izin ücretleri gibi işçilik alacaklarını hukuki yollarla talep edebilir.
İş hayatında esneklik sağlamak ve maliyetleri düşürmek amacıyla şirketlerin başvurduğu yöntemlerin başında “şahıs şirketi” kurdurarak hizmet alma modeli gelmektedir. Özellikle kargo, yemek teslimat sektörlerinde “esnaf kurye” adıyla bilinen bu sistem, yazılım ve IT gibi tam zamanlı mesai gerektiren birçok alana da yayılmış durumdadır.
Bu modelde çalışan kişi kendi sigorta primini (Bağ-Kur) kendisi öder, işverene her ay kestiği fatura karşılığında ödeme alır. Kağıt üzerinde kendi işinin patronu gibi görünse de uygulamada durum çoğunlukla farklıdır. İşten çıkarılan veya sözleşmesi feshedilen birçok çalışan, uzun yıllar emek vermesine rağmen kıdem tazminatı alamamakta ve mağduriyet yaşamaktadır.
Bu makalede, şahıs şirketi kurarak bir firmaya hizmet verenlerin hangi şartlar altında “işçi” sayılacağını, muvazaa (danışıklı işlem) tespitinin nasıl yapıldığını ve kıdem tazminatı hakkının hukuki dayanaklarını inceleyeceğiz.
Esnaf Kurye ve Şahıs Şirketi Modeli Nedir? Neden Uygulanır?
Esnaf kurye veya şahıs şirketi modeli, şirketlerin kendi bünyelerinde sigortalı işçi çalıştırmak yerine, işi yapacak kişiden bir şahıs şirketi kurmasını istemesi prensibine dayanır. Şirket ile şahıs şirketi sahibi arasında genellikle bir “taşıma sözleşmesi”, “hizmet sözleşmesi” veya “danışmanlık sözleşmesi” imzalanır.

Şirketlerin bu modeli tercih etmesindeki ana nedenler; SGK işveren prim payından, yol ve yemek masraflarından, fazla mesai ücretlerinden ve en önemlisi iş ilişkisi sona erdiğinde doğacak olan kıdem ve ihbar tazminatı yükümlülüklerinden kaçınmaktır.
Çalışan açısından bakıldığında ise sistem başlangıçta cazip görünebilir. Ancak işin yürütüm aşamasında, kişinin kendi çalışma saatlerini belirleyememesi, izne çıkmak için onay almak zorunda kalması ve tek bir firmaya tam zamanlı hizmet vermesi, bu modeli klasik bir ticari ilişkiden uzaklaştırır.
Sözleşmede “Ticari İş” Yazması Gerçeği Değiştirir mi? (Bağımlılık Unsuru)
Hukuk sistemimizde bir sözleşmenin niteliğini tarafların sözleşmeye verdiği isim değil, o sözleşmenin fiili olarak nasıl uygulandığı belirler. İş Hukukunun en temel prensiplerinden biri olan işçi lehine yorum ilkesi gereği, ortada örtülü bir iş ilişkisi varsa mahkemeler bu gerçeği ortaya çıkarır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi, işçi ve işveren tanımlarını yaparken iş ilişkisinin temel unsurlarını belirler. Bir kişinin “işçi” sayılabilmesi için en kritik unsur “bağımlılık” unsurudur.
Bağımlılık unsuru, çalışanın işverenin emir ve talimatları altında iş görmesini ifade eder. Eğer bir esnaf kurye veya şahıs şirketi sahibi;
- Şirketin belirlediği mesai saatlerine uymak zorundaysa,
- Şirketin tahsis ettiği veya zorunlu tuttuğu logolu kıyafetleri giyiyorsa,
- İşe başlama ve işi bitirme saatleri bir uygulama veya yönetici tarafından takip ediliyorsa,
- İşe gelmediği günlerde yerine başkasını gönderemiyor ve şirket yöneticilerinden izin almak zorunda kalıyorsa,
- Gelirinin tamamını veya çok büyük bir kısmını sadece bu firmadan elde ediyorsa, ortada bir ticari ilişki değil, bağımlılık ilişkisi vardır.
Yargıtay uygulamalarında, kağıt üzerinde “taşıma” veya “hizmet” sözleşmesi yazsa dahi, yukarıdaki şartları taşıyan ilişkiler “iş sözleşmesi” olarak kabul edilmektedir.
Şahıs Şirketi Kurdurulması Hangi Durumlarda Muvazaa Sayılır?
Muvazaa, en basit tabirle danışıklı işlemdir. Tarafların, üçüncü kişileri (veya devleti) aldatmak amacıyla, asıl iradelerini gizleyerek farklı bir hukuki işlem yapmalarıdır.
İş Kanunu m.2/6 kapsamında muvazaa, işçi haklarının kısıtlanması veya yasal yükümlülüklerden kaçınmak amacıyla yapılan işlemleri kapsar. İşçiye şahıs şirketi kurdurulması, sırf kıdem tazminatı veya SGK priminden kaçınmak için yapılmışsa ve işçi işverene tam bağımlı çalışıyorsa, burada iş hukuku anlamında bir muvazaa vardır.
Muvazaanın tespit edildiği durumlarda, şahıs şirketi ile yapılan ticari sözleşme geçersiz sayılır. İlişki, başından itibaren geçerli bir “iş sözleşmesi” olarak değerlendirilir. Bu durumda şahıs şirketi sahibi kişi, hukuken işçi statüsünü kazanır ve İş Kanunu’nun işçilere tanıdığı tüm haklardan faydalanma imkanı bulur.
Şahıs Şirketi Sahipleri Hangi İşçilik Alacaklarını Talep Edebilir?
Ortadaki sözleşmenin muvazaalı olduğu ve aslında bir iş sözleşmesi niteliği taşıdığı tespit edildiğinde, çalışan kişi aşağıdaki işçilik alacaklarını talep edebilir:
Kıdem ve İhbar Tazminatı
İşçi statüsü kazanan çalışanın en önemli hakkı kıdem tazminatıdır. Aynı işverene bağlı olarak en az 1 tam yıl çalışmış olmak şartıyla, işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın işten çıkarılan veya haklı bir nedenle sözleşmeyi fesheden işçi kıdem tazminatına hak kazanır.
Sözleşmenin şirket tarafından aniden iptal edilmesi veya uygulamanın kapatılması durumu, ihbar süresi tanınmadığı takdirde işçiye ihbar tazminatı talep etme hakkı da verir.
Fazla Mesai ve Tatil Ücretleri
Esnaf kurye veya tam zamanlı çalışan şahıs şirketi sahipleri genellikle haftada 45 saati aşan sürelerde çalışmaktadır. Sözleşme ticari göründüğü için fazla mesai ücretleri ödenmez. Ancak ilişkinin iş sözleşmesi olduğu kanıtlandığında, geçmişe dönük (zaman aşımı süreleri içinde) ödenmeyen fazla mesai ücretleri talep edilebilir.
Aynı şekilde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışılmışsa bu ücretler ile kullandırılmayan yıllık izinlerin ücretleri de dava konusu yapılabilir. Esnaf kuryelerde sık görülen “paket başı ücret” veya “sabit fatura” uygulamalarında bile, mesai saatlerinin uzunluğu tanık ve elektronik kayıtlarla ispatlanarak fazla mesai alacağı hesaplanabilmektedir.
Muvazaa Tespiti ve Dava Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Şahıs şirketi üzerinden çalışan bir kişinin haklarını alabilmesi için dava sürecinde bağımlılık unsurunu ispatlaması gerekmektedir. Mahkemeler bu incelemeyi somut olayın özelliklerine göre yapar.
- Fatura Silsilesi: Şahıs şirketinin kestiği faturaların sürekli olarak aynı şirkete kesilmiş olması, başka hiçbir ticari faaliyetin olmaması önemli bir delildir.
- Elektronik Kayıtlar: İşe giriş çıkış saatlerinin kaydedildiği şirket uygulamaları, WhatsApp gruplarındaki yönergeler, rota atamaları ve izin taleplerine dair yazışmalar emir-talimat ilişkisini gösterir.
- Tanık Beyanları: Aynı dönemde şirket bünyesinde veya benzer pozisyonda çalışan diğer kişilerin tanıklığı, çalışma koşullarının ispatında kritik rol oynar.
Dava açılmadan önce İş Hukuku uyuşmazlıklarında zorunlu olan “Arabuluculuk” yoluna başvurulması gerekmektedir. Arabuluculukta anlaşılamaması halinde İş Mahkemesinde dava açılarak haklar talep edilir.
Sık Sorulan Sorular
Esnaf kurye kendi isteğiyle işten ayrılırsa tazminat alabilir mi?
İş Kanunu uyarınca, kendi isteğiyle (haklı bir nedeni olmaksızın) istifa eden işçinin kıdem tazminatı hakkı kural olarak bulunmaz. Ancak kişi fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi, primlerin eksik yatırılması gibi yasal haklı nedenlerle sözleşmesini feshederse kıdem tazminatını talep edebilir. Ayrıca içeride kalan fazla mesai veya kullanılmayan yıllık izin ücretleri her halükarda talep edilebilir.
Kendi şirketim var ama sadece tek bir firmaya fatura kesiyorum, işçi sayılır mıyım?
Sadece tek firmaya fatura kesmek otomatik olarak işçi sayılmak için yeterli bir kriter değildir. Bununla birlikte, o firmanın belirlediği çalışma saatlerine uymak zorunda bırakılıyor, firmanın yöneticilerinden emir/talimat alıyor ve kendi işinizi organize etme özgürlüğüne sahip değilseniz (bağımlılık unsuru), hukuken işçi sıfatı kazanma ihtimaliniz çok yüksektir.
Muvazaa tespiti ve işçilik alacağı davası ne kadar sürer?
Muvazaa iddiası başlı başına ayrı bir dava değil, işçilik alacakları davasının içinde mahkemece değerlendirilen bir husustur. Dava süreci; arabuluculuk aşamasına, mahkemenin bulunduğu ildeki iş yüküne, toplanacak delillerin niteliğine ve bilirkişi incelemelerine göre değişiklik göstermektedir.
Hukuki Süreçler İçin Not: Bu makale, 4857 sayılı İş Kanunu ve genel yargı uygulamaları çerçevesinde bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, somut olaylara uygulanabilecek hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Şahıs şirketi üzerinden hizmet vermenize rağmen fiili bağımlılık unsuru içeren sözleşmelerin hukuki niteliği, çalışma koşullarınıza ve elinizdeki somut verilere göre değişiklik gösterebilir. Olası bir uyuşmazlıkta hak kaybı yaşamamak adına güncel belgelerinizle bir avukattan kişisel hukuki destek almanız önerilir.
Yazar: Av Batuhan Can ZANBAK Yayınlanma Tarihi: 25.06.2026 Son Güncellenme Tarihi: 25.06.2026

