IBAN’ını Başkasına Veren Hesap Sahibinin Dolandırıcılık Soruşturması
- Bir banka hesabının veya IBAN’ın dolandırıcılıkta kullanılması, hesap sahibini kendiliğinden dolandırıcılık suçunun faili yapmaz. Ceza sorumluluğu; kişinin bilgisi, iradesi, menfaat amacı ve olay içindeki somut katkısı üzerinden değerlendirilir.
- 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren TCK m.158/4, dolandırıcılığa iştirak sabit olmakla birlikte katkısı ödeme aracı veya hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi ya da araçları vermekle sınırlı kalan kişiler için, maddede aranan koşullar varsa verilecek cezada yarı oranında indirim öngörür.
- Bu düzenleme bir “otomatik beraat” veya genel af değildir. Dolandırıcılık kastı ve iştirak hiç ispatlanamıyorsa tartışılması gereken konu önce ceza sorumluluğunun doğup doğmadığıdır.
- Hesap hareketleri, paranın kim tarafından çekildiği veya aktarıldığı, dijital erişim, mesajlar, menfaat/komisyon ilişkisi ve üçüncü kişinin kimliği soruşturmanın temel delil başlıkları arasındadır.
IBAN’ını Başkasına Vermek Dolandırıcılık Suçu mudur?
Hayır. Bir kişiye olağan bir ödeme için IBAN numarası vermek ile banka hesabını dolandırıcılıkta kullanılacağını bilerek başkasının kullanımına bırakmak aynı şey değildir. Hesabın suçtan gelen parayı kabul etmiş olması önemli bir delildir; ancak tek başına hesap sahibinin dolandırıcılık kastını, iştirak iradesini ve olay içindeki rolünü otomatik olarak kanıtlamaz.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun güncel metninde ceza sorumluluğunun şahsi olduğu düzenlenir. Bu nedenle soruşturmanın temel sorusu yalnız “Para kimin hesabına geldi?” değildir. Hesap sahibinin ne bildiği, hesabı hangi amaçla kullandırdığı, haksız menfaat sağlayıp sağlamadığı ve para üzerindeki fiilî işlemlere katılıp katılmadığı birlikte incelenmelidir.
Dolandırıcılık Soruşturması Neden Hesap Sahibine Yönelir?
İnternet veya telefon üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarında mağdurun yaptığı transfer, çoğu zaman soruşturmanın ilk somut izidir. Para bir banka hesabına gönderilmişse hesap sahibinin kimliği bankacılık kayıtlarından tespit edilebilir. Bu nedenle hesap sahibi, dolandırıcılık eylemini doğrudan gerçekleştiren kişi olmasa bile soruşturmanın şüphelilerinden biri hâline gelebilir.
Bununla birlikte banka hesabının adına kayıtlı olması ile hesabın suçta bilinçli biçimde kullandırılması aynı olgu değildir. Örneğin hesabın kontrolünün kimde olduğu, mobil bankacılığa hangi cihazlardan erişildiği, para geldikten sonra hangi işlemlerin yapıldığı, parayı kimin çektiği ve hesap sahibinin karşılığında bir komisyon veya başka bir menfaat alıp almadığı önem taşır.

Bu ayrım özellikle “hesabımı arkadaşıma verdim”, “iş başvurusu için hesap açtım”, “komisyon karşılığında hesabımı kullandırdım” veya “sadece IBAN’ı ilettim” şeklindeki olaylarda belirleyicidir. Aynı cümle farklı dosyalarda tamamen farklı delillerle desteklenebilir. Bu nedenle yalnız savunmanın adı değil, objektif kayıtlarla uyumu önemlidir.
TCK m.158/4 ile 31 Temmuz 2026’da Ne Değişti?
7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK m.158’e yeni bir dördüncü fıkra eklendi. Düzenleme, TCK m.157 veya m.158’deki dolandırıcılık suçlarına iştirak eden kişinin katkısının belirli bir fiille sınırlı kalması hâlini özel olarak ele alıyor. Kanunun TBMM’de yayımlanan tam metnine göre şartlar oluştuğunda verilecek ceza yarı oranında indiriliyor.
İndirim için üç unsur özellikle önemlidir. Birincisi, dolandırıcılık suçuna iştirak bulunmalıdır. İkincisi, kişi kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlama amacıyla hareket etmelidir. Üçüncüsü ise iştirak, ödeme araçlarını veya banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı ya da kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlı olmalıdır.
Bu düzenleme “IBAN veren herkes yarı ceza alır” anlamına gelir mi?
Hayır. TCK m.158/4, sıradan ve hukuka uygun IBAN paylaşımını suç hâline getiren bir hüküm değildir. Aynı şekilde, hesabı kullanılan herkesin önce suçlu kabul edilip sonra cezasının yarıya indirilmesi gerektiği anlamına da gelmez. İştirak ve haksız menfaat amacı ispatlanamıyorsa ceza sorumluluğunun temel şartları ayrıca değerlendirilir.
Öte yandan iştirak ispatlanmışsa fakat kişinin katkısı hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlıysa yeni fıkra gündeme gelebilir. Kişinin mağdurla iletişim kurması, dolandırıcılık senaryosunu yönetmesi, parayı bizzat çekip dağıtması, başka hesapları organize etmesi veya suçun icrasına farklı biçimlerde katılması hâlinde “fiilin yalnızca hesabı kullandırmakla sınırlı olup olmadığı” ayrıca tartışılır.
Beraat ile TCK m.158/4 indirimi aynı şey değildir
Bu ayrım uygulamada önemlidir. Beraat veya soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı, suçun veya kişinin suça iştirakinin ispatlanamaması gibi nedenlere dayanabilir. TCK m.158/4 ise iştirak kabul edildiğinde, kanunda tarif edilen sınırlı katkı biçimi için cezada indirim öngören bir hükümdür. Bu nedenle savunma açısından “suça hiç iştirak etmedim” iddiası ile “iştirakim yalnız kanundaki sınırlı fiilden ibarettir” değerlendirmesi birbirinin yerine kullanılmamalıdır.
Savcılık Hesap Sahibinin Sorumluluğunu Hangi Delillerle Değerlendirir?
Dolandırıcılık soruşturmalarında tek bir delil çoğu zaman olayın bütününü açıklamaz. Banka hareketleri ile dijital ve iletişim kayıtlarının zaman çizelgesi birlikte değerlendirilir. Somut dosyada mevcut ve hukuka uygun biçimde temin edilebilir olması kaydıyla şu başlıklar önem taşıyabilir:
- Hesap hareketleri: Şüpheli para hesaba ne zaman girdi, ne kadar süre hesapta kaldı, hangi hesaba aktarıldı veya nereden çekildi?
- Fiilî kontrol: Mobil veya internet bankacılığına hangi cihazlardan erişildiği, tanımlı cihaz ve güvenlik değişiklikleri, işlem onaylarının nasıl verildiği.
- Nakit çekim kayıtları: ATM veya şube işlemleri ve mevcutsa ilgili kamera kayıtları, parayı fiilen kimin teslim aldığının araştırılmasına katkı sağlayabilir.
- İletişim kayıtları: Mesajlaşmalar, aramalar ve hesap kullandırmaya ilişkin yazışmalar kişinin ne bildiği ve hangi amaçla hareket ettiği bakımından anlam taşıyabilir.
- Menfaat ilişkisi: Hesap sahibine sabit ücret, yüzde, komisyon veya başka bir karşılık verilip verilmediği haksız menfaat amacı değerlendirmesinde önemlidir.
- Üçüncü kişinin belirlenmesi: Hesabı kullandığı söylenen kişinin kimliği, iletişim bilgileri ve hesap sahibiyle ilişkisi araştırılmalıdır.
- Olay sonrası davranışlar: Bankaya bildirim, hesabı güvenceye alma veya yetkili makamlara başvuru gibi davranışlar olayın kronolojisinin parçasıdır; ancak bunların hiçbiri tek başına suçluluk veya suçsuzluk kanıtı değildir.
Özellikle dijital kayıtların silinmesi veya değiştirilmesi, sonradan savunmayı doğrulayabilecek verilerin kaybına yol açabilir. Buna karşılık gerçekte bulunmayan bir mesaj, sözleşme veya açıklama üretmek de savunma yöntemi değildir. Esas olan mevcut kayıtların değiştirilmeden korunması ve kronolojinin belgeler üzerinden kurulmasıdır.
Hesap Sahipliği ile Ceza Sorumluluğu Arasındaki Hukuki Ayrım
TCK m.20’ye göre ceza sorumluluğu şahsidir. Dolayısıyla başka bir kişinin dolandırıcılık fiili, yalnız hesap sahibi olunduğu için bir başkasına yüklenemez. Bununla birlikte kişinin suçun işlenmesine bilerek yardım etmesi hâlinde iştirak hükümleri gündeme gelebilir. TCK m.39, suçun işlenmesinde kullanılan araçları sağlama veya fiilin icrasını kolaylaştırma gibi yardım biçimlerini düzenler.
31 Temmuz 2026 değişikliği bu genel iştirak çerçevesi içinde, dolandırıcılık dosyalarında ödeme aracı veya hesabın kullanımına ilişkin sınırlı katkı için özel bir ceza indirimi getirdi. Bu nedenle artık soruşturmada yalnız “hesap kullanıldı mı?” sorusuna değil, kişinin katkısının kapsamına da daha açık biçimde bakılması gerekir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Dikkatsiz davranmak ile dolandırıcılık kastıyla suça iştirak etmek aynı değildir. Savcılık ve mahkeme, kişinin bilgisi ve iradesine ilişkin sonucu objektif delillerden çıkarır. Hesabın kullanım biçimi, para akışı, iletişimler ve menfaat ilişkisi bu nedenle birlikte önem kazanır.
AYM Eşref Bingöl Kararı: Lehe Deliller Neden Araştırılmalıdır?
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Eşref Bingöl, B. No: 2021/10332, 18/7/2024 kararında banka hesabının kullanıldığı bir nitelikli dolandırıcılık dosyasını adil yargılanma hakkı yönünden inceledi. Başvurucu, dolandırıcılığı kendisinin yapmadığını; hesabını verdiği başka bir kişinin eylemi gerçekleştirdiğini ileri sürmüş ve bu kişinin tespitiyle bağlantılı sosyal medya hesabı, fotoğraf, telefon numarası ve kamera kayıtları gibi delillerin araştırılmasını istemişti.
AYM, Cumhuriyet başsavcılığınca yeterli araştırma yapılmaması ve yargılama sırasında bu taleplerin soyut gerekçelerle reddedilmesi nedeniyle başvurucunun iddia makamı karşısında dezavantajlı duruma düştüğünü belirledi. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar verildi ve yeniden yargılama yoluyla giderim öngörüldü.
Bu kararın sınırı da doğru kurulmalıdır. AYM, “hesabını başkasına veren kişi suçsuzdur” şeklinde maddi ceza hukukuna ilişkin genel bir kural koymadı ve otomatik beraat sonucu üretmedi. Kararın bu konu bakımından önemi, sonucu değiştirebilecek somut savunma iddiaları ile lehe delil toplama taleplerinin gerekçesiz biçimde göz ardı edilmemesi gerektiğini göstermesidir.
İfadeye Çağrılan Hesap Sahibi Nelere Dikkat Etmelidir?
İfade çağrısı geldiğinde ilk adım, kişinin dosyada hangi sıfatla çağrıldığını ve isnadın genel çerçevesini anlamaktır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun güncel 147. maddesi, şüpheliye yüklenen suçun anlatılmasını, müdafi yardımından yararlanma hakkının bildirilmesini, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama ve lehine somut delillerin toplanmasını isteme haklarının hatırlatılmasını öngörür.
İfade öncesinde banka hesap dökümleri, mesajlar, e-postalar, işlem bildirimleri ve üçüncü kişiyle ilişkiyi gösteren mevcut kayıtlar değiştirilmeden korunmalıdır. Olayın tarih sırasını çıkarmak, “hesap ne zaman verildi, para ne zaman geldi, kim erişti, para nereye gitti, karşılığında bir menfaat alındı mı?” sorularına belge üzerinden cevap vermeyi kolaylaştırır.
İfade sürecinin genel hazırlığı hakkında dolandırıcılık şüphelisi ifade öncesi yapılabilecekler başlıklı yazı; çağrının niteliği ve ifade için davete uyulmamasının sonuçları bakımından ise karakoldan ifade çağrısı hakkındaki içerik ayrıca incelenebilir.
Önceden ezberlenmiş bir “savunma hikâyesi” kurmak yerine mevcut delillerle çelişmeyen doğru ve kronolojik anlatım önemlidir. Kişisel dosyada hangi açıklamanın yapılacağı ise soruşturma evrakı ve deliller görülmeden genellenemez. Kişisel değerlendirme için bir avukattan hukuki destek alınması gerekir.
IBAN veya Hesap Kullandırma Dosyalarında Üç Farklı Hukuki Senaryo
1. Suça iştirak ve haksız menfaat amacı ispatlanamıyor
Hesap dolandırıcılıkta kullanılmış olsa bile hesap sahibinin bunu bildiğine ve suçun işlenmesine iradi biçimde katıldığına ilişkin yeterli delil bulunmayabilir. Bu durumda TCK m.158/4’teki indirimden önce, kişinin dolandırıcılık suçuna iştirak edip etmediği değerlendirilir. Hesap sahipliği tek başına bu değerlendirmeyi tamamlamaz.
2. İştirak var; katkı kanundaki sınırlı hesap veya ödeme aracı verme fiilinden ibaret
Kişinin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlama amacıyla dolandırıcılığa iştirak ettiği sabit görülür, ancak katkısı TCK m.158/4’te sayılan ödeme aracı ya da hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları vermekle sınırlı kalırsa, yeni fıkradaki yarı oranında ceza indirimi gündeme gelir.
3. Hesap sahibi suçun icrasında daha geniş bir rol üstleniyor
Mağdurla irtibat kurmak, yönlendirme yapmak, hesap ağını organize etmek, parayı bizzat yönetmek veya başka icra hareketlerine katılmak gibi ek fiiller varsa katkının yalnızca hesap kullandırmayla sınırlı olduğu söylenemeyebilir. Böyle bir durumda suçun niteliği ve iştirak biçimi somut fiillere göre ayrıca belirlenir.
31 Temmuz 2026’dan Önceki Olaylarda Yeni Düzenleme Değerlendirilebilir mi?
TCK m.7, suçun işlendiği tarihteki kanun ile daha sonra yürürlüğe giren kanun farklıysa fail lehine olan kanunun uygulanmasını öngörür. 7589 sayılı Kanun ayrıca TCK m.158/4’ün uygulanabileceği bazı kanun yolu ve infaz dosyaları için özel geçiş hükümleri de içerir. Bu nedenle 31 Temmuz 2026’dan önce gerçekleşen olaylarda da yeni hükmün lehe kanun bakımından değerlendirilmesi gerekebilir.
Ancak “yeni hüküm eski bütün IBAN dosyalarına otomatik uygulanır” demek doğru değildir. Önce kişinin fiilinin TCK m.158/4’te tarif edilen sınırlı iştirak biçimine girip girmediği, ardından dosyanın aşaması ve lehe kanun karşılaştırması somut olayda incelenmelidir.
Soruşturma Açılması Tutuklama veya Mahkûmiyet Anlamına Gelir mi?
Hayır. Şüpheli sıfatıyla soruşturma yürütülmesi, kişinin suçlu olduğuna ilişkin kesin bir hüküm değildir. Soruşturmanın amacı olayla ilgili delilleri toplamaktır. Delillerin niteliğine göre soruşturma farklı sonuçlara ulaşabilir; kamu davası açılması hâlinde de suçluluk ancak yargılama sonunda kesinleşen hükümle belirlenir.
Dosyanın özelliklerine göre koruma tedbirleri ayrıca gündeme gelebilir. Bunların şartları suç isnadından ayrı olarak değerlendirilir. Konuya ilişkin genel çerçeve için adli kontrol tedbiri hakkındaki açıklamaya bakılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Sadece IBAN numaramı verdim; hakkımda dolandırıcılık soruşturması açılabilir mi?
Hesabınıza dolandırıcılık şüphesi taşıyan bir para transferi yapılmışsa işlem nedeniyle hesabınız araştırılabilir ve ifadenize başvurulabilir. Ancak soruşturma açılması ile suçun sabit olması aynı şey değildir. Bilgi, irade, menfaat amacı ve olay içindeki somut katkı delillerle değerlendirilir.
Para hesabıma geldi ama ben çekmedim; bu durum tek başına yeterli midir?
Tek başına tek bir işlem üzerinden kesin sonuç kurulamaz. Paranın daha sonra nasıl hareket ettiği, hesaba kimin eriştiği, başka bir kişiye erişim bilgisi verilip verilmediği, yazışmalar ve menfaat ilişkisi birlikte araştırılmalıdır. Parayı çekmemek önemli bir olgu olabilir; fakat dosyanın tamamından bağımsız değerlendirilmez.
Komisyon karşılığında hesabı kullandırmak durumu değiştirir mi?
Komisyon veya başka bir karşılık, kişinin haksız menfaat amacı ve olay hakkındaki bilgisi yönünden önemli bir delil olabilir. Bunun hukuki sonucu otomatik değildir; kişinin neyi bildiği, neye izin verdiği ve suça katkısının hangi fiillerden oluştuğu ayrıca değerlendirilir.
TCK m.158/4 bütün “IBAN mağdurlarına” otomatik indirim sağlar mı?
Hayır. Kanun belirli koşulları olan bir ceza indirimi düzenler. Dolandırıcılığa iştirak, haksız menfaat amacı ve katkının kanunda belirtilen hesap/ödeme aracı verme fiiliyle sınırlı olması gerekir. Her hesap sahibinin aynı kategoriye girdiği kabul edilemez.
AYM Eşref Bingöl kararı beraat garantisi verir mi?
Hayır. AYM kararında maddi suçluluk hakkında genel bir beraat kuralı kurulmadı. İhlal, sonucu etkileyebilecek lehe delillerin yeterince araştırılmaması ve savunma taleplerinin soyut gerekçelerle reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında tespit edildi.
Eski tarihli dosyamda 2026 değişikliği dikkate alınabilir mi?
Lehe kanunun uygulanması ilkesi nedeniyle yeni düzenleme eski tarihli fiiller bakımından da önem taşıyabilir. Bununla birlikte TCK m.158/4 şartlarının somut olayda oluşup oluşmadığı ve dosyanın usul aşaması birlikte incelenmelidir.
Genel Değerlendirme
IBAN’ın veya banka hesabının dolandırıcılıkta kullanıldığı dosyalarda doğru soru, yalnızca hesabın kime ait olduğu değildir. Hesap sahibinin bilgisi ve iradesi, haksız menfaat amacı, hesabın fiilî kontrolü, para akışı ve suçun icrasına katkısının kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.
31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren TCK m.158/4, iştirak sabit olduğu hâlde katkısı kanunda tanımlanan hesap veya ödeme aracı verme fiiliyle sınırlı kişiler bakımından önemli bir yeni ayrım getirmiştir. Buna karşılık hüküm otomatik suçluluk, otomatik beraat veya her hesap sahibi için otomatik indirim anlamına gelmez. Somut olayın belgeleri belirleyicidir.
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için bir avukata danışmanız gerekir.
Yazar: Av Batuhan Can ZANBAK Yayınlanma Tarihi: 14.08.2026 Son Güncellenme Tarihi: 14.08.2026

