
Bu yazımızda, başta 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141-147 maddeleri olmak üzere; Türk Ceza Mevzuatı kapsamında, hırsızlık kavramını, hırsızlık suçunu ve hırsızlık suçu cezasını inceleyeceğiz. Keyifli okumalar dileriz.
HIRSIZLIK SUÇU NEDİR? (TCK 141-142)
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesi uyarınca; “Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimse” hırsızlık suçu işlemiş olur.
Hırsızlık suçu insanlık tarihi ile yaşıt, toplumsal yaşam içinde belki de en sık işlenen suç tipidir. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün 20/05/2024 tarihinde yayınladığı istatistiklere göre; 31 Aralık 2023 tarihi itibarıyla ceza infaz kurumlarında bulunan 246.620 hükümlüye ilişkin 1.043.138 suç kaydından 272.346 tanesi yani %26.1’i hırsızlık suçudur. Bu rakamlar da hırsızlık suçunu adli istatistikte birinci yapmaktadır.
Hırsızlıkta fiil, başkasına ait bir malın, bulunduğu yerden alınmasıdır. TCK, bunu “zilyedin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malın bulunduğu yerden alınması” biçiminde ifade etmiştir. Burada “almak”, failin malı ele geçirmesi, malı elde etmesi, malı sahiplenmesi, malın zilyedinin zillyetliğini gidermesi, sona erdirmesi anlamındadır. Görüleceği üzere hırsızlık fiili, almak ve sahip olmaktan ibarettir.
Mal taşınır maldır. Mal kişinin malvarlığına dahil olan şeylerdir. Taşınmazlar hırsızlığın konusu olamaz. Fakat taşınmazdan ayrılabilen ve ekonomik değeri olan her şey, taşınır mal hükmündedir. Keza benzer şekilde menkul değerler (hisse senedi, çek) taşınır mal hükmündedir.
Hırsızlık suçu esas itibariyle icrai bir hareket ile başlar. Fakat istisnai durumlarda ihmal hareketiyle de işlenebilmesi mümkündür.
Hırsızlık suçu serbest hareketli bir suçtur. TCK’ da yer alan ifade ile zilyedin, başkasına ait olan malın alınmasına rıza göstermemiş olması yeterlidir. Tehdit etme, zor kullanma, hileli davranış dışında her türlü davranışla hırsızlık gerçekleştirilebilir. Bu sayılan davranışlar yağma, halk dilinde bilinen adıyla gasp suçuna vücut verir.
Hırsızlık, kural olarak ani gelişen bir suçtur. Fakat istisnai olarak bir trafodan elektrik alınarak işlendiğinde kesintisiz suç olarak da işlenmesi mümkündür.
Hırsızlık tek bir kişiyle işlenebileceği gibi, birden fazla kişi birlikte de hırsızlık suçu işlenebilir. İştirakin her çeşidi ile gerçekleşmesi mümkündür.
Hırsızlıkta taşınır mal, bir kişinin mal varlığından çıkıp başkasının mal varlığına girmektedir. Bu sebepten hırsızlık, neticeli bir suç olup aynı zamanda bir zarar suçudur. Ayrıyeten buradaki malın ekonomik bir değeri olan maddi bir varlık olması gerekir.
Hırsızlık suçunu işleyen fail, bulunduğu yerden aldığı şey üzerinde, başka bir kimsenin gözetimi yahut denetimi olmaksızın, serbestçe tasarrufta bulunabilecek durumda olduğunda, şeye zilyettir. Bulunduğu yerden aldığı şeye fail zilyet olduğunda, hırsızlık suçu tamamlanmış olmaktadır.
“25.11.2015 tarihli kolluk tutanağına göre, sanığın müştekilere ait ikametlerden suça konu eşyaları çaldıktan sonra, kolluk görevlileri tarafından kesintisiz takip olmaksızın kendisinden şüphelenilmesi üzerine durdurulması ve suça konu eşyalarla birlikte başka bir yerde yakalanması karşısında, sanık hakkında koşulları oluşmadığı halde, teşebbüs hükümleri uygulanarak cezasından TCK’nın 35. maddesi uyarınca indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini, bozmayı gerektirmiştir.” Yargıtay 2. CD, 2020/5367 E., 2021/6477 K. ve 24.03.2021 T.
Hırsızlık Suçu Şikayete Bağlı Mı?
Hırsızlık suçu, TCK’da sayılmış olan dört istisna durum haricinde şikayete bağlı değildir. İstisnaları saklı kalmak kaydıyla genel kural olarak hırsızlığın şikayete tabi bir suç olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır.
Hırsızlık suçu sadece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda sayılan şu dört halde şikayete bağlı olacaktır:
- Paydaş ve elbirliği ile malik olunan mal üzerinde hırsızlık (TCK 144/1-a)
- Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla hırsızlık (TCK 144/1-b)
- Kullanma hırsızlığı (TCK 146)
- Belli yakınlıktaki akrabalara karşı hırsızlık (TCK 167/2)
Sayılmış olan bu dört durum haricinde hırsızlık suçu şikayete bağlı değildir. Cumhuriyet başsavcılıkları suçu re’sen soruşturacaktır.
Hırsızlık Suçunda Zamanaşımı
Ceza davalarında zamanaşımı konusu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre basit hırsızlık suçunda (TCK 141) ceza davası zamanaşımı süresi 8 yıldır.
Hırsızlık suçunun nitelikli hallerinde (TCK 142) dava zamanaşımı süresi de uzamaktadır. Nitelikli hırsızlık suçunda ceza davası zamanaşımı süresi 15 yıldır.
“Bu nedenle, nitelikli haller açısından kanun koyucunun tercih ettiği yaptırım sistemi dikkate alınmaksızın, ister bağımsız bir yaptırım öngörülmüş olsun, isterse belirli bir oran dahilinde artırım yöntemi tercih edilmiş olsun, zamanaşımı süreleri daha ağır cezayı gerektiren tüm nitelikli haller dikkate alınarak belirlenmelidir. (Sedat BAKICI, Ceza Hukuku Genel Hükümleri, 2.bası, Ankara, 2008, Adalet Yayınevi, s.1465) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığa atılı suça 5237 sayılı TCK’nın 142/1-e maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmekte olup suçun gece vakti işlenmiş olması nedeniyle aynı kanunun 143/1 maddesi uyarınca 1/3 oranında artırım uygulandığında hürriyeti bağlayıcı cezanın miktarı 2 yıl 8 ay ila 6 yıl 8 ay arası olabilecektir. Bu takdirde TCK’nın 66/1-d maddesi gereğince olağan zamanaşımının 15 yıl, kesintili zamanaşımının ise, 22 yıl 6 ay olacağı” Yargıtay CGK, 2012/1247 E., 2012/1842 K., ve 11.12.2012 T.
Hırsızlık Suçu Uzlaşmaya Tabi Mi?
Basit hırsızlık suçu (TCK 141), uzlaşmaya tabii bir suçtur. Fail ile mağdurun basit hırsızlık suçu kapsamında uzlaşmaları önünde hukuken bir engel yoktur.
2.12.2016 tarihli 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi uyarınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi kanunda değişiklik yapılmıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik ile birlikte, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesinde düzenlenen, hırsızlık suçunun basit hali uzlaştırma kapsamına alınmıştır.
Şayet mağdur ile fail, ortak bir noktada buluştukları takdirde basit hırsızlık suçu kapsamında uzlaşmaları mümkündür.
“02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçu uzlaşma kapsamına alınmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.01.2018 tarihli, 2015/6-1 Esas ve 2018/5 Karar sayılı ilamı da göz önüne alındığında, hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde eylemin nitelikli hırsızlık suçuna dönüşeceği ve eylemi uzlaşma kapsamı dışına çıkaracağı gözetilip yüklenen suçu gece vakti işlediği anlaşılan hükümlü hakkında uzlaşma hükümleri uygulanamayacağından; taraflar arasında uzlaşma sağlanması nedeniyle hükümlü hakkındaki kamu davasının düşürülmesine dair Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/06/2017 tarihli, 2013/146 Esas ve 2013/286 sayılı ek kararı isabetli bulunmamıştır.” Yargıtay 17. CD., 2019/9070 E, 2019/11482 K. ve 24.09.2019 T.
Hırsızlık Suçunun Unsurları
- Hırsızlık Suçunun Maddi Unsurları
Hırsızlık suçunun maddi unsuru, taşınır bir malın bulunduğu yerden alınmasıdır. Buradaki almak kavramı şu şekilde tanımlanabilir: Suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesidir. Fakat malın alınması esnasında zor kullanma ya da tehdit olmamalıdır. Aksi halde bu yağma (gasp) suçuna vücut verir.
Hırsızlık malının alınmasından söz edilebilmesi için, söz konusu malın üzerinde mağdurun tasarruf etme imkanın kaldırılmış olması gerekir. Dolayısıyla malın, mağdurun hakimiyetinden çıkarılmış olması gerekmektedir. Suçun tamamlanmış sayılması için failin maldan faydalanıyor olmasına gerek yoktur.
Hırsızlıktan söz edebiliyor olmak için, hırsızlık konusu olan taşınır malın, zilyedinin rızası dışında alınmış olması gerekmektedir.
“Şikâyetçi ile aynı hastanenin aynı bölümünde tedavi gören ve şikayetçinin önceden tanımadığı sanığın, bir yakını ile görüşüp iade etmek bahanesi ile şikâyetçiden istediği cep telefonunu alıp konuşur gibi yaparak, hastanenin salon kısmına doğru gidip olay yerinden uzaklaşması şeklinde gelişen olayda, başlangıçtan itibaren hırsızlık kastıyla hareket ettiği anlaşılan sanık ile müşteki arasında yasa koyucu tarafından güveni kötüye kullanma suçunun oluşması amacıyla aranan nitelikte, zilyetliğin devrine ilişkin, tarafların aldatılmamış özgür iradeleriyle kurulan ve hukuken geçerli olan bir sözleşme, dolayısıyla hukuksal anlamda geçerli bir zilyetlik devrinin bulunduğundan ve sözleşme sonucu meydana gelmiş olan güvenden söz edilemez.” Yargıtay CGK, 2011/440 E., 2012/229 K. ve 12.06.2012 T.
- Hırsızlık Suçunun Manevi Unsurları
Hırsızlık suçu kasten işlenebilir bir suçtur, taksirle işlenmesi mümkün değildir. Hırsızlıktan söz edebilmek için failin, hırsızlık konusu malı kendisine yahut başkasına çıkar sağlamak amacıyla almış olması gerekmektedir. Failin sadece taşınır malı bulunduğu yerden alması hırsızlık suçuna vücut vermez.
Malın alındığı sırada başkasına ait olduğunun bilinmesi gerekmektedir. Failin kendisinin zannederek başkasının malını alması ile hırsızlık suçu oluşmayacaktır.
“Olay tarihinde gece vakti saat 22.03 sıralarında, alkollü olan sanıkların araç ile gezdikleri sırada … Valiliği önünde durdukları, sanıkların bahçede asılı bulunan Türk Bayrağını görüp bulunduğu yerden alarak kullandıkları araca asıp olay yerinden uzaklaştıkları, yapılan ihbar üzerine sanıkların tespit edildikleri, bayrağın ise tanık … tarafından iade edildiği olayda; sanıklar savunmalarında olay tarihinde şehit cenazeleri nedeniyle konvoy oluşturulduğunu, araçlarda Türk Bayrağı asılı olduğunu, kendilerinin de araçlarına takmak için söz konusu Bayrağı aldıklarını, olay ânında aşırı derecede sarhoş olduklarını, suç işleme kastlarının olmadığını beyan etmiş iseler de; sanıkların hangi saik ile hareket ettiklerinin suçu vasıflandırmada herhangi bir önem arz etmediği, suç kasıtlarının ve sübût bulan eylemlerinin TCK’nın 142/1-a ve 143/1. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, mahkûmiyetleri yerine, yazılı şekilde beraatlerine hükmedilmesi, bozmayı gerektirmiş” Yargıtay 6. CD., 2021/2584 E., 2021/17110 K. ve 04.11.2021 T.
Basit Hırsızlık Suçunun Cezası (TCK 141)
Hırsızlık suçunun basit halinin yaptırımı; 1 yıldan az 3 yıldan fazla olmamak kaydıyla hapis cezasıdır. Hırsızlık suçunun basit hali, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesinde düzenlenmiştir.
Hırsızlık
Madde 141- (1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
“5237 sayılı TCK’nın 141. maddesinde yer alan “Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.” şeklindeki düzenleme ile hırsızlık suçunun basit hâli hüküm altına alınmış, aynı Kanunun 142. maddesinde ise suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri sayılmıştır. Hırsızlık suçunun basit hâlinin oluşması için, başkasına ait taşınabilir eşyanın suçun nitelikli hâllerinde belirtilen şekiller dışında çalınması gerekmektedir.” Yargıtay CGK, 2018/591 E., 2022/89 K. ve 15.02.2022 T.

Nitelikli Hırsızlık Suçunun Cezası (TCK 142)
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunun cezası üç kademeli olarak düzenlenmiştir. İlgili maddenin ilk fıkrasında sayılan şu suç tipleri için 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası verilecektir:
- Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında işlenmesi.
- Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış yahut kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında işlenmesi.
- Bir afet veya genel bir felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında işlenmesi.
- Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında işlenmesi.
TCK’nın 142. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve aşağıda gösterilen suç tipleri hakkında 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilecektir.
- Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak işlenmesi.
- Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle işlenmesi. (Bu suçun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.)
- Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak işlenmesi.
- Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle işlenmesi.
- Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi.
- Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak işlenmesi.
- Büyük veya küçük baş hayvan hakkında işlenmesi.
- Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında işlenmesi işlenmesi.
TCK’nın 142. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen ve aşağıda gösterilen suç hakkında 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası verilecektir.
- Suçun, sıvı veya gaz hâlindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi. (Bu suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır ve on bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.)
Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu yahut havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıda sayılan maddelere göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
“Suça konu ham petrol, boru hattına vanalar takılmak suretiyle çalınarak sanığa ait araca aktarılıp suç mahalli terk edildikten sonra tesadüfen jandarma görevlilerince çamura saplanmış vaziyette görülerek ham petrol yüklü aracın yakalandığı olayda hırsızlık suçunun tamamlandığı gözetilmeden teşebbüs hükmü uygulanmak suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,” Yargıtay 6. CD, 2020/10573 E., 2021/8436 K. ve 28.04.2021 T.
Hırsızlık Suçunda Zararın Giderilmesi ve Etkin Pişmanlık (TCK 168)
Hırsızlık suçunda mağdurun zararını giderilmesi halinde fail, TCK 168 uyarınca etkin pişmanlıktan faydalanabilir. Bu durumda faile verilecek olan cezada, mahkeme tarafından indirime gidilecektir.
Eğer fail, mağdurun uğradığı zararı savcılık soruşturması evresindeyken öder ise cezası 2/3 oranında indirilecektir.
Mağdurun zararı, savcılık soruşturmasında ödenmez ancak mahkeme sürecinde hüküm verilmeden önce ödenirse, failin cezası 1/2 oranında indirilecektir.
“Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde müştekinin elinde bulunan çantasını çaldıktan bir süre sonra yakalandığında görevli kolluk personeline mağura ait çantayı attığı yeri göstermiş ve çanta içerisindeki cüzdanla ile birlikte mağdura iade edilmiş ise de cüzdanın içerisinde yer alan 80 TL tutarındaki paranın ele geçmemiş olması karşısında iadenin kısmi nitelikte olduğu gözetilerek müştekiye kısmi iade nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasına rızası bulunup bulunmadığı sorulmadan suça sürüklenen çocuk hakkında 168. maddenin uygulanması” Yargıtay 6. CD, 2021/4642 E., 2021/20611 K. ve 29.12.2021 T.
Hırsızlık Suçunda Cezayı Artıran ve Azaltan Nedenler
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 143. maddesi uyarınca; hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi tüm hırsızlık suçları için ağırlaştırıcı bir neden olup, faile verilecek olan cezanın yarı oranında artırılması öngörülmüştür.
“Somut olayda, eylemin geceleyin gerçekleştiğine dair somut bir tespit bulunmadığı gibi, iddianamede de eylemin 18:45 sularında işlendiğinin belirtildiği, eylemin gece gerçekleştiğine dair bir anlatım ve sevk maddesi bulunmadığı, UYAP’tan alınan çizelgeye göre yaz saati uygulaması da dikkate alındığında 12/05/2017 tarihinde gece vaktinin saat 20:18’de başladığının anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde gerçekleştirildiği gözetilmeden ve sanığa ek savunma hakkı da verilmeksizin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 143. maddesi uyarınca ceza artırımı yapılmasında isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.” Yargıtay 6. CD. (Kanun Yararına Bozma), 2021/19598 E. 2021/14972 K. ve 05.10.2021 T.
TCK 144 uyarınca, Hırsızlık suçunun; paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde ve bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla, İşlenmesi halinde, mağdurun şikayetine bağlı olarak, fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
“TCK’nın 144/1-b. maddesinde düzenlenen suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesinin şikayete bağlı olduğu, mağdurların 02.07.2015 tarihli duruşmada şikayetlerinden vazgeçtiği gözetilerek; TCK’nın 73. maddesi uyarınca sanıktan vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiş” Yargıtay 2. CD, 2020/5740 E., 2021/11570 K., 08.06.2021 T.
TCK 145 uyarınca; hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
“Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “Suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır. TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır. Somut olayda ise; suça konu 7 adet 700 gram kaşar peynirinin değerinin 100,00 TL olarak tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında TCK’nın 145. maddesi hükümlerinin uygulanmaması bozmayı gerektirmiş” Yargıtay 2. CD, 2020/21170 E., 2021/7748 K. ve 07.04.2021 T.
Hırsızlık Suçu Paraya Çevrilir Mi?
Hırsızlık suçu kapsamında hükmedilecek ceza, kanuni ve takdiri indirim sebeplerinden dolayı bir yıla yahut daha aza düştüğünde, fail hakkında verilmiş olan hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi mümkündür.
Eğer hırsızlık suçu kapsamında verilecek olan ceza kanuni ve takdiri sebeplerden ötürü 1 yıl veya daha az süreli hapis cezasına düşürülürse, bu halde verilmiş olan ceza TCK 49/2 uyarınca kısa süreli hapis cezası haline gelecektir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinin 1. fıkrasının a bendi uyarınca; kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkündür.
“Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde; Hırsızlık suçundan kurulan hükümde hükmolunan kısa süreli hapis cezasının TCK 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesine karar verilip” Yargıtay 2. CD, 2014/25751 E., 2016/7096 K. ve 14.04.2016 T.
Hırsızlık Suçuna Teşebbüs
Hırsızlık suçunun tamamlanmış sayılabilmesi için malın failin zilyetliğine geçmiş olması gerekmektedir. Malın failin zilyetliğine geçmesi ile ancak suç tamamlanmış olur. Eğer Fail, malın zilyedi olmak için icra hareketlerine başlamış ancak elinde olmayan nedenlerden dolayı malı elde edememiş ise, suç tamamlanmamış olduğu, teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilecektir.
Teşebbüs durumda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca fail hakkında hırsızlığa teşebbüs suçundan ceza verilebilecektir. Bu durumda mahkeme tarafından verilecek olan cezanın, dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilmesi mümkündür.
“Sanıkların katılan şirkete ait banka hesabından 19.100 TL’yi EFT yapmak suretiyle sanık …’ın hesabına aktardıkları ve söz konusu parayı çekmek isterken yakalandıkları anlaşılmakla, hırsızlık suçunun tamamlanması için suça konu malın zilyedin hakimiyet alanından çıkması yeterli olmakla failin üzerinde zilyetlik kurması şartı aranmadığından suç tamamlanmasına rağmen sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 35. maddesinde yer alan teşebbüs hükümlerinin uygulanması bozmayı gerektirmiş” Yargıtay 6. CD, 2020/5124 E., 2021/5474 K. ve 22.03.2021 T.
Hırsızlık Suçu Cezanın Ertelenmesi
Hırsızlık suçundan dolayı iki yıl yahut daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin aldığı hapis cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, hırsızlık fiilini işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış ya da altmış beş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıl olarak uygulanacaktır.
Ancak, hapis cezasının ertelenmesi kararının verilebilmesi için TCK 51. maddede bazı şartlar öngörülmüştür:
- Kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,
- Kişinin suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekmektedir.
Hırsızlık sonrası hapis cezasının ertelenmesi, mağdurun yahut kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme ya da tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi halinde, infaz hâkimi kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverir.
“Erteleme, TCK’nın 51. maddesinde düzenlenmiş, şartlı bir af olmaktan çıkarılıp, hürriyeti bağlayıcı cezanın bir infaz şekli hâline getirilmiştir. Cezası ertelenen hükümlü hakkında, mahkûm olunan ceza süresinden az olmamak kaydı ile bir yıl ila üç yıl arasında bir denetim süresi belirlenecektir. Mahkemece denetim süresi içinde; meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine, meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, on sekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine karar verilebilir. Cezası ertelenen hükümlü denetim süresini yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirdiği takdirde cezasını infaz etmiş sayılacak, ancak denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde, ertelenen cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir.” Yargıtay CGK, 2018/302 E., 2021/649 K. ve 16.12.2021 T.
Hırsızlık Suçu HAGB
Hırsızlık suçu kapsamında verilecek olan 2 yıl veya daha kısa süreli hapis cezalarında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) mümkündür. Fakat bu durumda HAGB kararı verilebilmesi için gerekli şartların oluşmuş olması gerekmektedir. O şartlar şu şekildedir:
- Hakkında HAGB kararı verilecek olan kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı mahkum olmaması gerekir.
- Hırsızlık suçu neticesinde zarara uğramış olan mağdurun zararının giderilmiş olması gerekmektedir.
- Mahkeme tarafından, kişinin tekrar suç işlemeyeceğine yönelik bir kanaate varılmış olması gerekir.
- Kişi hakkında daha önceden verilmiş bir HAGB kararı olmaması gerekir.
Önemli tarihi not: HAGB kararının verilebilmesi için sanığın onayının aranması hususu yeni düzenleme ile birlikte kaldırılmıştır. Sanığın, HAGB kararı ile ilgili olarak rızası aranmayacaktır.
“Hırsızlık suçundan meydana gelen zararın sanıklar tarafından kovuşturma aşamasında giderildiği, 5271 sayılı Kanun’un 231/6-b maddesinde yer alan ölçütün değerlendirilmesi suretiyle sanığın tekrar suç işlemeyeceği yolunda kanaate ulaşılarak tayin edilen cezanın ertelendiği, erteleme müessesesinden daha lehe olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının da anılan nedenlerle oluştuğu gözetilmeden, “Sanıkların sabıkalarında görülen daha önceden hükmün açıklanmasının ertelenmesine ilişkin ilamların bulunması, göz önünde tutularak… ” şeklindeki gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.” Yargıtay 2. CD, 2024/6061 E., 2024/11744 K. ve 16.09.2024 T.
Yasal Uyarı: İşbu yazı ve internet sitesindeki diğer içerikler, avukatlık mevzuatına ve TBB Reklam Yasağı Yönetmeliğine uygun olacak şekilde hazırlanmıştır. Sadece bilgilendirme amaçlıdır, bu materyallere dayanılarak yapılacak hiçbir işlem için sorumluluk kabul edilmemektedir!

